Hataları Kucaklamayı Öğretmek

Son on yıl içerisinde, ilkokul birinci sınıftan lise sona kadar pek çok öğrenciyle birebir çalışmalar yaptık.

“Okulda ne ile ilgili zorluk yaşıyorsunuz?” sorusuna, yaşları fark etmeksizin, hemen hemen evrensel olarak matematik, İngilizce, bazı durumlarda da okul cevabını verdiklerini fark ettik. Hiç kuşkusuz, özellikle son yapılan sınavlarını görmek istediğimizde bütün olarak “okul” cevabı veriliyor. Öğrencinden biraz mırıldandıktan sonra, çantalarının en derinlerinden, kuytu köşeden, buruşturulup top haline getirilmiş üzerinde yemek kalıntıları olan bir kağıt çıkartıyorlar. Kağıt biraz düzeltilince son sınav olduğu anlaşılıyor.
Hayatınızın büyük bir kısmını, sınavları değerlendirmeye, kompozisyonlara yorum yazmaya, ev ödevlerine anlamlı geri bildirimler vermeye harcarken öğrencilerin bu değerlendirmeleri buruşturmalarını ve görmezden gelmelerine tanık olmak bir öğretmen için inanılmaz bir şekilde moral bozucu olmalı (Evet öğrenciler değerlendirmelere bakıyorlar ama sadece kırmızı harflerle yazılan puanlara, aklınıza başka bir hayal gelmesin. Öğrencilere nankör veya tembel diye etiketlemeden önce yaptıklarının bu yapmalarının neden çok anmalı olduğunu anlamanız iyi olur.

Hataların Arkasındaki Bilim

Öğrencilere, geri bildirimlerden yararlanmaları gerektiğini söylemek yalnızca iyi bir tavsiye değil aynı zamanda bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek. Son 20-30 yıl içerisinde araştırmalar insanların nasıl birer uzmana dönüştükleriyle ilgili pek çok bilgi ortaya çıkardılar. Bu bilgiler ana kaynak olarak, rap şarkıcısı Macklemore’un “Ten Thousand Hours (On bin saat) şarkısı üzerinden kuramını anlatan yazar Malcolm Gladwell’e dayanıyor. “On bin” hemen hemen her alanda uzman olmak için geçmesi gereken süreyi tanımlıyor; 10.000 saat. İnsanlar bir yandan, çalışmanın nasıl uzmanlaşmaya götürdüğünü fark ederken bir yandan da araştırma sonuçlarından yola çıkarak bu 10.000 saatlik sürede ne yapmaları gerektiğini anladılar. İkinci kategori, yani bu sürede ne yapılması gerektiği, “planlı pratik” olarak adlandırılıyor. Bu kavram ilerlemenin önündeki zorluğu “çalışma ve usta” kavramlarından ayrıştırmayı deniyor. Klasik viyola çalan bir müzisyenin hayal edin. Yeni bir parçayı, sor bölümlerinde hata yapmadan baştan sona çalamaz. Bu müzisyen, zor noktalarda durup onları çözmeye çalışacak ve tekrar tekrar çalacaktır. Ancak çalıştığı eser mükemmel hale geldiği zaman ilerleyecektir. Okuldaki ödevlerde de aynı prensip geçerlidir.
Hata bir sınıfta gerçekleşen en önemli olaydır çünkü size “planlı çalışma” için nereye odaklanmanız gerektiğini gösterirler.
Peki, neden öğrenciler hatalarını değerli bir varlık olarak görmezler? Öğrenciler, hatalarını mantıklı bir şekilde değerlendirmek yerine onları duygusal olarak ele alırlar. Hata öğrencilerin “aptal” gibi hissetmelerine neden olur. “Aptal” gibi hissetmek aslında bir duygudur. Özellikle utanç duygusu ve utancın kaynağından uzaklaşmak için gösterilen doğal bir tepkidir. Utanç verici bir şey söylediğimizde yüzümüzü saklarız. Kötü bir sonuç aldığımızda sınavı saklarız. Normal olarak; saklamak, daha iyi olmak için en on yapılması gereken şeydir. Akademik başarıyı ortaya çıkaran, öğrencilerin zeka düzeyleri veya motivasyonları değildir, hatalarını algılama biçimleridir.
Bir öğretmen olarak kendinize verebileceğiniz en büyük hediye, öğrencilerin hatayla ilgili bakış açılarını değiştirmektir. Öğrencilerin derse aktif olarak katıldıkları ve sürekli geliştikleri bir sınıf hayal edin; bütün öğretmenlerin hayali. Bu hayalin yerine öğretmenler, derse katılmayan ve asık suratlı pek çok öğrenciyle karşılaşıyorlar. Büyük ihtimalle, öğrenciler, sınıfınıza girmeden çok önce, hatalarını zeki olmadıklarının kanıtı olarak değerlendirmeyi öğrenmişlerdir (zaten hatayı seki olmadıklarının kanıtı olmayı siz onlara öğretiyorsanız mesleğinizi bir daha gözden geçirseniz iyi olur). Kötü not almak kişisel bir saldırı gibi yorumlanıyor. Kuşkusuz, öğrenciler puanı veren kişiye kötü gözle bakacaklardır.

Hataları Kucaklamayı Öğretmek - Üstün Zekalılar Üstün Yetenekliler Dahiler Enstitüsü

Yeni Bakış Açısı; Hataların Sorumluluğunu Almak

Öğrencilerin hatalarını gözden geçirmelerine yardımcı olabilmek için, yanlışlarını belirleyebilme konusunda yardımcı olun. Üçüncü sorunun cevabının yanlış olduğunu bilmek çok fazla anlam ifade etmez. Örneğin, “eşeysiz bölünmeyi” öğrenemediklerini bilmek, öğrencilere daha iyiye gitmek için yol gösterir. Öğrencilerle birlikte testleri gözden geçirdiğimizde, korkunç olarak algılanan hataların; pek çok soruda, hatalı bir şekilde yorumlanan bağlamdan ya da dikkatsizlikten dolayı yapılmış bir yanlıştan kaynaklandığı görüyoruz. Sorunlar öğrencilerin gözüne çok büyük görünür oysa düzeltmek çok daha kolaydır.
Ayrıca, öğrencilerinizin hataları yararlı olduğunu düşünmelerine yardımcı olabilirsiniz. Kırmızı kalem düşman değildir. Öğrenci, hatayla nasıl baş edeceğini anladığı zaman, kırmızı devam et anlamına gelir. Bu bakış açısını desteklemek için yapabileceklerinizden biri, sınıftaki öğrencilerin sınavlarda en sık yaptıkları hataları, hep birlikte analiz etmektir. Öğrenciler, yaptıkları hatalara karşı açık olmayı öğrendikçe gelecekteki hatalarına karşı daha az olumsuz anlam yükleyeceklerdir.
Hatalar, somut sebeplerden dolayı gerçekleşir; zorunlu yapılması gerekenleri hatırlamama, sürecin gerektirdiği adımları uygulamamak veya yönergeleri takip etmemek… Kırmızı çarpı, öğrencinin o an için yaptığı eylem için bir değerlendirmedir. Eylem bir sonraki sefere kolaylıkla düzeltilebilir. Bu açıklığı ve nedenselliği paylaşmak “planlı çalışmayı” öğretmenin, motivasyon aşılamanın ve hatalarıyla daha yapıcı bir ilişki kurmalarına yardım etmenin en iyi yoludur. Özetle, bu tarz sizin ve öğrencilerinizin sınıfı özlemesini sağlar.
 
Çeviren Yılmaz Erdal



  FACEBOOK YORUMLARI