Millî Eğitim Şûralarında Üstün Yetenekli Çocuklar

Millî Eğitim Şûrası; Türk Millî Eğitim Sistemi’ni geliştirmek, niteliğini yükseltmek için eğitim ve öğretimle ilgili konuları tetkik eden, gerekli kararları alan danışma kuruludur. Şûralarda eğitimle ilgili tüm tarafların üstün yetenekli çocuklara bakışı izlenebilmektedir. İlki 1939, sonuncusu 2010 yılında olmak üzere günümüze kadar yapılan toplam 18 Millî Eğitim Şûrası incelendiğinde 7, 9, 11, 12, 15, 17 ve 18. Şûra’larda üstün yetenekli çocuklar hakkında kararlar alındığı görülmektedir.

Üstün yetenekli çocuklar konusunun ilk olarak 4. Millî Eğitim Şûrası (23-31 Ağustos 1949)’nda tartışıldığı bilinmektedir. Şûra’da geri kalmış çocuklar ile yüksek zekâlı çocukların özelliklerine uygun, normal okulların dışında okullar açılması önerisinin Şûra kararları arasına alınması Şûra üyelerince reddedilmiş, önerinin Talim ve Terbiye Kuruluna havale edilmesi yoluna gidilmiştir.

5. Millî Eğitim Şûrası (04-14 Şubat 1953) gündem maddelerinden birisi Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkındaki Kanun’un gözden geçirilerek değişmesi gereken kısımların araştırılmasıdır. Bu konuyu incelemek üzere kurulan komisyon bir rapor hazırlamıştır. Hazırlanan raporda 5387 sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar Kanunu’nun yerine gelmesi istenen kanunda, korunmaya muhtaç çocuklar arasında zihin kabiliyetleri bakımından normalden ayrılan üstün zekâlı ve istidatlı çocukların da sayılması önerilmektedir.

6. Millî Eğitim Şûrası (18-23 Mart 1957) sonunda güzel sanatlarda olağanüstü yetenek gösteren çocukların devlet tarafından yetiştirilmesinin 6660 sayılı Kanun’da yer aldığına değinilerek diğer alanlarda olağanüstü yetenekli çocukların da bu Kanun kapsamına alınması “dilek” olarak Şûra’ya verilen ve kabul edilen bir öneridir. Şûra’da bu dilek ile ilgili herhangi bir karar alınmamıştır. 1957 yılına kadar Türkiye’de güzel sanatlar dışındaki alanlarda üstün yetenekli bireylerin eğitimi için kanuni bir düzenleme bulunmamaktadır.
Şûralarda alınan kararlar incelendiğinde üstün yetenekli çocuklarla ilgili olarak ilk kez 7. Millî Eğitim Şûrası (5-15 Şubat 1962)’nda karar alınmıştır. Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hilmi İncesulu, Şûra açılış konuşmasında üstün istidatlı öğrenciler için bir ilim lisesi kurulması gerektiğini dile getirmiştir. Buna istinaden ortaöğretimde üstün yeteneklileri desteklemek amacıyla 1964 yılında Ankara Fen Lisesi açılmıştır.

Şûra’da Talim ve Terbiye Kurulunun incelemesine sunulmuş 13 adet yönetmelik tasarısından birisi de Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetmeliği’dir. Bu yönetmelik, Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunda incelenerek 6 Temmuz 1962 tarih ve 186 sayılı karar ile kabul edilmiştir. Oluşturulan yönetmelik aynı zamanda Bakanlar Kurulu kararı olarak 24 Temmuz 1962 tarih ve 11162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca 30 Temmuz 1962 tarih ve 1214 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisi’nde de yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğin 4 ve 13’üncü maddelerinde üstün yetenekli çocuklar için de özel eğitim okulları ve özel sınıflar açılabileceği hükümleri yer almaktadır. Ayrıca aynı yönetmeliğin 15’inci maddesinin ‘a’ fıkrasında üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocuklar için gezici özel eğitim öğretmenliği yöntemi önerilmektedir.

9. Millî Eğitim Şûrası (24 Haziran-04 Temmuz 1974)’nda alınan kararlarda değerlendirme konusuna vurgu yapılmaktadır. Buna göre öğrencilerin ilgi ve yetenekleri yönünde gelişip eğitilmeleri esas olduğuna göre, değerlendirmede bireysel ayrılıklara önem verilmesi, okullarda ya da sınıflarda ortaya çıkacak özel ilgi ve yetenek gruplarının durumlarını dikkate alan uygulama hükümleri getirilmesi alınan kararlar arasındadır.

11. Millî Eğitim Şûrası (08-11 Haziran 1982)’nda öğretmen ve eğitim uzmanları konusu tartışılmıştır. Buna göre eğitim sisteminde yer alması gereken uzmanlık alanları ve bu alanlarda çalışacaklara verilecek uzmanlık unvanları belirlenmiştir. Bu uzmanlık alanlarından birisi de özel eğitimdir. Burada özel eğitim uzmanı; değişik sistem, kurum ve okulların değişik kademelerinde özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların tespit edilmesi, ayrıştırılması ve gerekli eğitim tedbirlerinin alıması konusunda yetkin, özel eğitimin en az bir dalında, kuramsal alanda ve uygulama sahasında yetişmiş uzman kişi olarak tanımlanmaktadır. Ancak özel eğitim uzmanlarının görevleri arasında üstün yetenekli çocukların tanılanması sayılmamakta sadece engelli öğrencileri tarama ve teşhisine odaklanılmaktadır.


12. Millî Eğitim Şûrası (18-22 Haziran 1988)’nın ilköğretim kademesinin ele alındığı bölümünde zekâ seviyesi yüksek çocuklar için üst özel sınıfların açılması, ortaöğretim kademesinin ele alındığı bölümde ise fen liselerinde kuruluş amaçlarının gerçekleştirilmesinin yanında, özel yetenekli ve üstün zekâlı çocukların eğitimine imkân sağlamak üzere, özel programların uygulanması; öğretmen, donatım ve altyapı imkânları tamamlanmadan yeni fen liselerinin açılmaması kararı alınmıştır.


15. Millî Eğitim Şûrası (13-17 Mayıs 1996)’nda eğitim sisteminin finansmanının ele alındığı bölümde “Yurt dışında eğitim gören yüksek nitelikli insan gücünün yurdumuza çekilmesi için gerekli teşvik önlemleri alınmalı ve beyin göçünün önlenmesi konusunda Millî Eğitim Bakanlığı çalışmalar başlatmalıdır.” kararı alınmıştır. Bu karar uygulama kararı olarak Millî Eğitim Bakanlığı “İcra Planı”nda yer almış ve 16 Aralık 1998 tarih ve 2467 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayımlanmıştır.

17. Millî Eğitim Şûrası (13-17 Kasım 2006)’nın diğer Şûralardan farkı, Şûra’da özel eğitim ayrı bir başlık altında tartışılmış ve engelli öğrencilerin yanı sıra üstün yetenekli çocuklar hakkında da kararlar alınmıştır. Bu Şûra’da üstün yetenekli öğrenciler konusunda alınan kararlar şunlardır:

• Üstün zekâlı çocukların eğitimi ve istihdamı konularında politikalar oluşturulmalıdır.

• Üstün zekâlı çocukların eğitimleri, üniversiteler tarafından açılacak sertifika programlarını bitiren öğretmenlerce yapılmalıdır.

• Bilim ve sanat merkezlerinde öğrencilerce yapılan etkinlik ve projeler, okul/kurumlarında kredilendirilmelidir.

• Anadolu güzel sanatlar lisesi ve spor lisesi vb. ortaöğretim kurumlarına öğrenci alımı, yetenek ağırlıklı iki kademeli sınavla yapılmalıdır.

• Üstün zekâlı öğrencilerin eğitimi için madalyon okullar, cazibe merkezi olacak araştırma birimleri vb. kurumlar açılmalı, bu kurumlara gidecek öğrencilerin aileleri maddi olarak desteklenmelidir.

• İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarının 6-12. sınıfları arasında öğrenci odaklı sınıf sisteminden disiplin (ders) odaklı sınıf sistemine geçilmeli ve üstün zekâlı çocukların kendi hızlarında ilerlemelerine fırsat sağlanmalıdır.

• Özel yeteneğe sahip engelli öğrencilerin üst öğrenim kurumlarına girişleri ile ilgili engelleyici hükümler kaldırılmalıdır.

• Bilim ve sanat merkezlerine öğretmen seçiminde fen lisesi ve Anadolu lisesindeki öğretmen seçimine benzer ölçütler getirilmelidir.

• TÜBİTAK, Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerin iş birliği ile üstün yetenekli öğrencilerin eğitimi konusunda yaz-kış kampları, bilim danışmanlığı vb. etkinliklerin düzenlenmesinde iş birliği yapılmalıdır.

• Rehber öğretmen ve özel eğitim öğretmenliğine alan dışından öğretmen atamaları yapılmamalıdır.

• Özel eğitim kurumlarındaki sınıf öğretmeni açığı, bu kurumlarda görev alacak öğretmenlere yönelik tezsiz yüksek lisans programları ile görev öncesinde yetiştirilerek kapatılmalıdır.

• Özel eğitim kurumlarındaki öğretmen ihtiyacının karşılanabilmesi için kadrolu veya sözleşmeli olarak ek ders ücreti ödemek koşuluyla öğretmen istihdamı sağlanmalıdır.

• Sınıf öğretmenlerine özel eğitim formasyonu verilmelidir.

• Bütünleştirilmiş özel eğitim uygulamalarına geçebilmek için hizmet öncesi eğitim veren yükseköğretim programlarına özel eğitim dersi konulmalıdır.
17. Millî Eğitim Şûrası’nda alınan kararlara bakıldığında üstün yetenekliler konusunun Cumhuriyet tarihinde ilk kez ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiği görülmektedir.
18. Millî Eğitim Şûrası (1-5 Kasım 2010)’nda beş başlık altında ele alınan eğitim konularının tamamında üstün yetenekli çocuklara farklı açılardan değinilmiştir. Ayrıca “Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Yönlendirme” başlığında üstün yetenekli çocuklar detaylı olarak tartışılmıştır. Bu başlık altında üstün yetenekli öğrencilerin tanılanması için gerekli ölçme ve değerlendirme testlerinin üretilmesi, rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerin durumu başta olmak üzere birçok karar alınmıştır. Bu kararlar aşağıda verilmiştir:

• Yönlendirme süreçlerinde, gözlem sonuçlarıyla birlikte çeşitli performans değerlendirme araçları ve yetenek testleri dâhil olmak üzere, psikolojik ölçme araçlarından etkin bir şekilde yararlanılmalıdır.

• Psikolojik danışma ve rehberlik alanında; üniversitelerin destek verdiği, kültürümüze özgü psikolojik ölçme araçları geliştirecek, “Ulusal Test Geliştirme” veya “ Ulusal Ölçme ve Değerlendirme” olarak isimlendirilebilecek akademik ve bağımsız bir birim kurulmalıdır.

• Psikolojik ölçme araçlarında, uygulayıcı ve eğitici eğitimlerine ağırlık verilmesi gereklidir.

• Üniversitelerin psikolojik danışma ve rehberlik bölümlerinde okuyan öğrencilerin en az bir zekâ testini uygulama ve değerlendirme yeterliliğine sahip olarak mezun olmaları sağlanmalıdır.

• Mevcut psikolojik ölçme ve değerlendirme araçları, günün şartlarına ve eğitim kademelerine uygun olarak revize edilmeli, elektronik ortamda uygulanabilecek ölçme ve değerlendirme araçları geliştirilmelidir.

• Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde geçerli-güvenilir ölçme ve değerlendirme araçları kullanılarak kanıta dayalı sistemin etkin olarak kullanılması sağlanmalıdır.

• Rehberlik ve tanılama hizmetlerinde özel önem arz eden üstün yetenekli ve/veya üstün zekâlı çocukların tespitine yönelik geçerli ve güvenilir tanılama araçları geliştirilmelidir.

• Rehberlik ve araştırma merkezlerinde uzmanlığa dayalı olarak verilen hizmetlerin mali sorumluluk gerektirmesi ve millî eğitim müdürlüklerinde olduğu gibi tam zamanlı mesai yapılması nedeni ile çalışma saatleri, yapılan göreve paralel olarak ücretlendirilmeli, rehberlik ve araştırma merkezlerinde çalışma cazip hâle getirilmeli, alan uzmanlarının rehberlik ve araştırma merkezlerinde görev almaları teşvik edilmelidir.

• Rehber öğretmen/psikolojik danışmanların, özel eğitime gereksinim duyan çocuklara psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti sunumu konusunda özel alan yeterliliği kazanmalarına yönelik olarak yükseköğretim kurumlarında dersler konulmalı, sistemde bulunanların hizmet içi eğitim yoluyla bu yeterliliği kazanmaları sağlanmalıdır.

• Rehberlik ve psikolojik danışma servisleri psikolojik danışma, ölçme ve değerlendirme ile yönlendirme hizmetlerini yerine getirebilmesi için donanım ve araç-gereç yönünden güçlendirilmelidir.

• Psikolojik danışma ve rehberlik mesleği, ciddi bir uzmanlık eğitimi gerektirdiğinden ve mevcut eğitim süresi talep edilen uzmanlığı sağlamada yetersiz kaldığından, psikolojik danışma ve rehberlik alanında verilen eğitim süresi, son bir yılı uygulama ağırlıklı olmak üzere 5 yıla çıkarılmalıdır.

• Millî Eğitim Bakanlığı’nda rehber öğretmen/psikolojik danışman olarak görev yapan tüm öğretmenlerin uzaktan eğitim, e-eğitim, tezli-tezsiz yüksek lisans ve hizmet içi eğitim ile uzmanlık eğitimleri tamamlanarak hizmet kalitesi artırılmalı ve hizmetlerde bütünlük sağlanmalıdır.

• Psikolojik danışma ve rehberlik lisans öğrencilerinin staj sürelerinde uygulamaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmeli, aday rehber öğretmen/psikolojik danışmanlar rehberlik ve araştırma merkezlerinde 1 ay süre ile uyum eğitimine alınmalıdır.

• Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler arasında iş birliği yapılarak psikolojik danışma ve rehberlik lisans programı günün şartlarına uyarlanmalı; söz konusu programda alanın özelliklerine göre seçmeli derslere ağırlık verilmeli ve çeşitlendirilmelidir.

• Rehberlik ve araştırma merkezleri, amacına uygun olarak uzmanlık temelinde yeniden yapılandırılmalıdır. Merkezde sağlanan hizmetlere bağlı olarak psikolojik danışman, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, fizik tedavi uzmanı, çocuk gelişimi ve eğitimcisi, eğitim programcısı ve ölçme değerlendirme uzmanı ile bölgenin özelliğine göre disiplinler arası ekip çalışmasını gerektiren diğer alan uzmanı kadroları ihdas edilmelidir.

• Rehberlik ve araştırma merkezlerinde kaliteli hizmetin sunulması, korunması ve geliştirilmesi amacıyla üniversitelerin ilgili alanlarından mezunların yönetici olarak atanması için gerekli düzenleme yapılmalıdır.

• Okullarda çalışan rehber öğretmen/psikolojik danışmanlar ile rehberlik ve araştırma merkezlerinde çalışan personel, alandan mezun müfettişler tarafından denetlenmeli; bu amaçla müfettişlik alanında uzmanlaşma sağlanmalıdır.

Ayrıca öğretmenin yetiştirilmesi, istihdamı ve mesleki gelişiminin ele alındığı bölümde BİLSEM’lerde öğretmenlik yapacak kişilerin, özel eğitim ve üstün yetenekli çocuk tanılanması ve eğitimi konusunda yeterli düzeyde eğitimden geçirilmesi ve bu eğitimin, eğitim bilimleri ile özel eğitim bölümü öğretim elemanları tarafından verilmesi kararı alınmıştır.

Eğitim ortamları, kurum kültürü ve okul liderliği konusunun ele alındığı bölümde BİLSEM’lerin bilimin yanında sanatta da üstün yetenekli öğrencilere hitap edecek şekilde düzenlenmesi, buralara özgü tipte projelendirilmiş binaların yapılması, araştırma ve bilimsel proje çalışmalarının düzenlenmesi, eğitim ortamları ve donanımların üst düzeye getirilmesi kararları alınmıştır.

İlköğretim ve ortaöğretimin güçlendirilmesi, öğrencilerin ortaöğretime devamının sağlanması konusunun ele alındığı bölümde ise üstün yetenekli çocukların yetenek ve istidatlarına göre programlanmış/planlanmış özel eğitim okullarının açılması kararı alınmıştır.

Spor, sanat, beceri ve değerler eğitiminin ele alındığı bölümde ise üst düzeyde sportif başarıya ulaşmak için yetenekli öğrencilerin erken yaşta tespit edilerek bu öğrencilere ait bilgilerin oluşturulacak merkezî bilgi sistemine işlenip takip edilmesi, il/ilçelerde bu sporcularla ilgili ortak eğitim planları hazırlanması kararı alınmıştır.

Bugüne kadar yapılan tüm Şûralarda alınan kararlar incelendiğinde özellikle 17 ve 18. Şûra’larda üstün yetenekli çocuklara geniş ölçüde yer verildiği görülmektedir. Bu Şûra’larda, çeşitli açılardan ele alınan üstün yetenekli çocuklar konusunda birçok karar alınmıştır.

Diğer Politika Belgelerinde Üstün Yetenekli Çocuklar
Türk eğitim sisteminde eğitim politikaları ve hedeflerinin yer aldığı ve izlendiği bir başka belge ise Millî Eğitim Bakanlığının hazırladığı stratejik planlardır. 24 Aralık 2003 tarihinde 25326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu idareleri için stratejik plan hazırlanması zorunlu hâle getirilmiştir. Uygulamayla kamuda iyi bir yönetim hedeflenmektedir. Girdiler ve çıktılar yerine sonuç ve performansa odaklanma, hesap verme sorumluluğu ve katılımcılık, ihtiyaçlara cevap verecek bir araç olarak düşünülen stratejik planlama sayesinde yönetimin edineceği “stratejik düşünme ve davranma” özelliğinin kamu yönetimine etkinlik kazandıracağı beklenmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı 01 Ocak 2010 tarihinde başlayıp 31 Aralık 2014 tarihinde sona erecek biçimde hazırlanmıştır. 10 ana temanın ele alındığı planda özel eğitim ve rehberlik temalardan birini oluşturmaktadır. Bu tema altında, özel eğitim rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri değerlendirilip gelişmeye açık yönleri 5 yıllık plan dönemi içinde gerçekleştirilecek amaç ve hedefler olarak ifade edilmiştir. Bu kapsamda “sosyal devlet anlayışı içinde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin potansiyellerini en üst düzeyde gerçekleştirebilmelerini ve toplumla bütünleşmelerini sağlamak üzere tanıma, tanılama ve yöneltme hizmetlerinin niteliğini geliştirmek” stratejik amacı belirlenmiştir.
Stratejik hedef kapsamında üstün yetenekli çocuklar için ele alınabilecek 3 alt hedef tespit edilmiştir. Hedeflerin ikisi rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) diğeri ise BİLSEM’lerle ilgilidir.

Hedefler şunlardır:

  1. Örgün eğitim kurumları ile RAM’larda bulunan rehber öğretmen açığı kapatılarak tüm öğrenci ve ailelerin psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerine erişimini sağlamak.
  2. RAM’ların eğitsel değerlendirme ve tanılama hizmetleri ile rehberlik hizmet standartlarını 2012 yılı sonuna kadar belirlemek, her yıl % 20’sini standartlara uygun hâle getirmek ve sayısını plan dönemi sonuna kadar % 12 artırmak.
  3. 49 ilde faaliyet gösteren 54 bilim ve sanat merkezini (Kasım 2009) geliştirmek ve plan dönemi sonuna kadar sayısını 94’e çıkarmak.
    Söz konusu Stratejik Plan’da özellikle rehberlik konusuna önem verilmiştir. Bu kapsamda özel eğitim, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri verilirken temel olarak bireyin topluma uyumunu ve etkin katılımını sağlayarak yaşam kalitesini artırmak hedefi dile getirilmektedir.
    Bu hedef doğrultusunda;

• Öncelikle RAM’larda kullanılan ölçme araçlarının norm ve sertifikasyon çalışmaları yapılarak kalite ve hizmet standartları belirlenecektir.

• Bilim ve sanat merkezlerinin, alanda yaşanan bilimsel gelişmeler ve çağdaş uygulamalar ışığında, personel, eğitim programı ve eğitim ortamları bağlamında standardizasyon çalışmaları ile nitel ve nicel gelişimleri sağlanacaktır.  Politikaları belirlenmiştir.

Üstün yetenekliler konusunda politikaları irdelenecek bir diğer kaynak ise hükûmet programlarıdır. Cumhuriyet’in ilanından sonra özel eğitim konusu açık bir biçimde 40. Hükûmet Programı (21.06.1977-21.07.1977)’nda ele alınmıştır. Bununla beraber üstün yetenekliler konusu ise ilk olarak 57. Hükûmet Programı (28.05.1999- 18.11.2002)’nda yer almaktadır. Program’da üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların erken yaşlarda belirlenmelerine ve özel ilgi görmelerine çalışılacağı belirtilmektedir.

Son olarak 61. Hükûmet Programı’nda; 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisinin içinde olmak için okul öncesi eğitimden başlanarak zenginliğimiz ve en önemli rekabet üstünlüğümüz olan çocuk ve gençlerin uluslararası arenada söz sahibi olacak şekilde yetiştirilme zorunluluğuna değinilmektedir. Bu kapsamda yeni buluşlara çığır açacak, geleceğe yön verecek üstün yetenekli çocukların tespit edileceğine ve eğitimine daha fazla önem verileceğine vurgu yapılmıştır. Ayrıca 4-8 yaş arası çocukların yetenek taramasından geçirilerek uygun spor dallarına yönlendirileceği de Hükûmet Programı’na yansıtılmıştır.



  FACEBOOK YORUMLARI