Zekanın Ölçülmesi Genel Zeka, Çoklu Zeka

ZEKÂNIN ÖLÇÜLMESİ


Genel Zekâ


Bilimsel bir alan olarak üstün yeteneğin büyüteç altına yatırıldığı 19. yüzyıldan bu yana üstün yeteneğin en güçlü göstergesi zekâ kavramı ve dolayısıyla zekâyı ölçtüğü kabul edilen zekâ testleri olmuştur, ilk zekâ testi 1890'larda Paris'te yaşayan sokak çocukları arasındaki zihinsel özürlü olanları tanılamak amacıyla Alfred Binet ve I Simon tarafından hazırlandı. Stanford Universitesi'nden Amerikalı Levvis Terman bu testi normal ve üstün zekâlıları da ayırtedebilecek biçimde geliştirdi ve 1916'da ilk standart zekâ testini Stanford-Binet Intelligence Scale adı ile kullanıma sundu. Böylece ilk IQ ölçümü yani zekâ yaşı ile kronolojik yaş arasındaki farkın standart bir biçimde ölçülmesi işi başlatıldı. Bu test günümüzde de sıklıkla kullanılan testlerden birisidir. Bunun yanısıra özellikle üstün yeteneğin tanılanmasında VVechsIer Intelligence Scale for Children WISC-R ve WISC-111 (Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği) yaygınlık göstermektedir. Bu ölçekler sözel ve performansa dayalı yeteneği ölçmekte ve ortalaması 100, standart sapması 15 olan standartlaştırılmış bir toplam IQ puanı hesaplamaktadır (VVechsIer, 1991). Geleneksel zekâ testlerinin ölçtüğü üç temel yetenek alanı vardır: Sözel, sayısal ve mekan ilişkileri. Bazı testler genellikle objektif tipte, yani çoktan seçmeli cevap gerektiren türdendir. Aynı zamanı ve aynı mekanı kullanarak çok sayıdan kişiye yani gruba uygula¬nabilen bu testlere grup testleri de denir. Bazı testler ise uzman bir uygulamacı ile çucuğun yüz yüze geldiği ve deneğin test malzemesini kullanarak cevap verdiği performans boyutu da olan testlerdir. Bunlara da bireysel testler denir.


Zekâ ölçüsü birimi olarak kullanılan IQ İngilizce Intelligence Çuotient söz-cüklerinin baş harflerinden oluşur. Yukarıda sözü edilen Binet ya da VVechsIer ölçekleri gibi standartlaştırılmış testlerde ortalama puana 100 verilir. Çocuğun aldığı puan, ortalamanın neresinde bulunduğuna bakılarak değerlendirilir. Bunu yapabilmek için de puanın hangi yüzdelik dilime düştüğünü bilmek gerekir. Örneğin bir çocuğun puanı 100 ise, yüzdelik sıralamasında tam ortada, yani 50. sıradadır. Bir başka deyişle sınavı alanların yarısı onun üstündedir. Çocuğun puanı arttıkça daha çok sayıda çocuğu geride bırakır. Bu tür bir 10 standart puanı ile çalışmanın avantajı sınava giren tüm kişileri aynı ölçeğe vurarak karşılaştırabilmektir. Ancak, kültürel farkların zekâ testlerindeki etkileri belirgin olduğu için farklı ülkelerde ve kültürlerde uygulanmadan önce puan ve yüzdelik değerlerin o ortama uygun normlarının çıkarılması gerekir. Bu tür testlerin üstün yetenekliler için uygun olmayan yanı zaten en üst yüzdelik dilimlerde yer alan bu tür çocuklar için ince ayar ölçme yapmaya izin vermemesidir.

Çoklu Zekâ

Daha önce de söz edildiği gibi geleneksel yaklaşım, zekâyı sözel, sayısal ve uzay ilişkileri olarak üç boyutta ele alır. Oysa, 20.yüzyılın ortasından itibaren Avrupa'da Piaget, Vigotsky, Dabrovvski gibi bilim adamlarının zekâya ve daha denel bir ifadeyle zihinsel, duyuşsal, devinimsel (psiko-motor) dille ilgili, sosyal, sanatsal ve ahlaki gelişime bakışları bütüncül ve gelişimseldir. 1970'lerde sonra gelişimi yeteneklerin incelenmesinde temel çizgi olarak benimseyen Amerikalı bilim adamları da genel bir zekâ tanımı yerine çoklu zekâ kavramında buluşmuş görünüyor. Aşağıda bunlardan üçü ile zekâyı daha geniş bir kişilik gelişimi kuramı içinde yorumlayan bir model kısaca özetlenmektedir.



  FACEBOOK YORUMLARI