Üstün Yetenekli Bir Çocuğun Ebeveyni Olmak

Bir çocuğun sağlıklı gelişiminde en önemli görev hiç kuşkusuz aileye düşmektedir. Genellikle sorunlu çocukların, problemleri olan ailelerden, sağlıklı gelişim gösteren çocukların da olumlu aile içi iletişime sahip ailelerden geldikleri bilinmektedir. Bu noktada özellikle erken çocukluk döneminde üstün yetenekli çocukların eğitiminde onlarla en çok birlikte olan ve çocukların ilk öğretmenleri olan ebeveynlerin bilinçli ve iyi bir gözlemci olması çok önemlidir.

Erken çocukluk döneminde gelişimi hızlı ilerleyen çocuklarla ilgilenmek ebeveynler için bazen eğlenceli olabildiği gibi çoğunlukla rahatsız edici hale gelebilir. Bu konuda pek çok bilinçli aile, yetenekleri ve becerileri beklenenden daha hızlı ve fazla olan çocuklarla uğraşırken kendilerini böyle bir işe hazır hissetmeyebilir. Bu noktada aileler açısından bilinmesi gereken şey, küçük yaşlarda üstün yetenekli potansiyeli olduğu belirlenemeyen çocukların uzun ve kısa vadede karşılaşabilecekleri problemlerdir.

Uzun vadede karşılaşılabilecek problemlere bakıldığında erken yaşlarda belirlenemeyen çocukların olağandışı potansiyellerini kullanmadıklarında bu gücün giderek körelerek kaybolma riski (Feldman, 1986; Simonton, 1988) olmasıdır. Kısa vadede ise, potansiyellerini verimli bir şekilde kullanmadıklarında bu çocukların etrafa karşı zarar veren, sinirli hatta depresyona girme tehlikesi ile karşı karşıya olmalarıdır.

Bu tehlike dikkate alınarak üstün yetenekli çocukların eğitiminde her ne yaş veya yetenek düzeyinde olursa olsun önemli olanın onların çevreleri, hazır bulunuşlukları ve gelişim hızları arasında net bir uyumun sağlanmasıdır (Robinson, 1993).Aileler için hazırlanmış, çocuklarında gözlemledikleri farklılıkları açıklayacak ve onlara rehberlik edecek kaynaklar yok denecek kadar azdır.

Ailelerin üstün yeteneklilik ya da farklı gelişen çocuklarla ilgili elde edilebildikleri kaynaklarda da özellikle üstün yetenekliliğe ilişkin farklı fikir ve bakış açılarını görmek onların kafalarını iyice karıştırmaktadır. Bu noktada ailelerin, hangi yaşta olursa olsun çocukların o dönemdeki normal gelişim özelliklerini bilmesi ve bu konuda piyasada var olan pek çok kaynaktan bir veya birkaçının kütüphanelerinde bulundurması gerekmektedir. Yapılan araştırmalardan birisinde Çinli genç ebeveynlerin 15 aylık bebeklerinin konuşulan pek çok kelimenin harflerini hatırlayamamasının normal olduğunu duyduklarında şaşırmaları gibi bunun tam tersi olarak büyük bir hevesle çocuklarının üstün yetenekli olduğunu düşünen tecrübesiz bir ailenin onun dil gelişiminin tamamen normal olduğunu öğrendiklerindeki şaşkınlıkları buna en güzel örneklerdir.

Ailelerin çocuklarını anlayabilmeleri için ilk adım “üstün yetenek” kavramının kapsamıdır. Genellikle küçük çocuklarda yeteneklilik onların “erken gelişmişliğiyle”, bir ya da daha fazla önemli alandaki hızlı gelişim oranlarıyla ilgilidir. Böyle çocuklar her zaman olmasa da genellikle daha meraklı ve uyanık, zorluklara daha hevesli ve diğerlerine göre kendi düşüncelerinin daha farkındadırlar fakat henüz kimse onları diğer çocuklardan ayıran “üstün yetenek faktörünü” tam olarak ifade etmemiştir.

 (Jackson & Butterfield, 1986). Alınyazın incelendiğinde genel olarak üstün yeteneklilik kavramının tanımına ilişkin bir fikir birliği olmadığı rahatlıkla görülmektedir (Sternberg & Davidson, 1986). Alanda çalışan farklı uzmanların farklı yetenek çeşitlerini ve kişisel yeterlikleri vurguladıkları ve bir çocuğun “üstün yetenekli” olarak adlandırılması için gelişim alanında göstermesi gereken artış miktarı konusunda da benzer olarak yine ortak bir düşünce olmadığı ortadadır. Yaklaşık olarak takvim yaşının 2-3 yaş üzerinde gelişim göstermek veya yaşıtlarınınkinin ¼ den ½ na kadar daha fazla Üstün Yetenekli Bir Çocuğun Ebeveyni Olmak.

Üstün yeteneklilikte önemli olan, görüldüğü gibi çocuğun gelişiminin ilerleme hızı ve oranıdır. Ne yazık ki bu hızın farkında olup yeni yürümeye başlayan veya anaokulu çağında çocuğu olan aileler, çocuklarının yeteneklerinin sıra dışı olduğunu fark edecek doğru rehberlikten yoksundur. Üstün yeteneğe sahip çocuklarıyla ne zaman bir konuda tartışacaklarına ya da onların düşünme becerilerini nasıl geliştire bileceklerine dair bilgi, beceri kazanma ve destek alma konusunda rehberliğe ihtiyaçları vardır.

Okul yıllarında çocuklardan yapmaları beklenen örneğin; okumayı, çarpmayı ve bazı yaşlara kadar noktalı virgül kullanma gibi soyut kilometre taşlarını becermeleri beklenir. Bu sabit noktaları beklenenden daha erken veya geç kazanmaları ailelere, onların “olağandışı” olarak adlandırmasında potansiyelleri ile ilgili ipucu sağlar.

 Araştırmacılar yetişkinlerin, üstün yetenekli çocukların gelişimlerini belirlemek için aşağıda sıralanan ipuçlarını (Hanson, 1984; Klein, 1992; Lewis & Louis, 1991; Louis&Lewis, 1992; Silverman, Chitwood&Waters, 1986; Tannenbaum, 1992)kullanarak çocuklarının gelişimlerini iyi analiz etme konusunda başarılı olduklarını bulmuşlardır.

Bunlar:

  • Etkileyici derecede uzun-dönemli ve kısa-dönemli hafıza,
  • Uzun dikkat süresi,
  • Erken ortaya çıkan geniş kelime haznesi,
  • İfadelerde, farz etme oyunlarında, resimlerde ve diğer etkinliklerde hayal gücü,
  • “Her şey” ve/veya bazı ilgi alanları hakkında doyumsuz merak,
  • Daha büyük oyun arkadaşı tercihi (ya da emirlerine uyacak daha küçükler),
  • Soyut kavramlar hakkında düşünmedir.

Yukarıda belirtilen özelliklere ilaveten üstün yetenekli çocukların diğer çocuklara göre daha fazla enerjiye, sabra, gayret (Carter, 1958; Miles, 1954; Terman, 1926) ve şevke sahip oldukları da araştırmacılar tarafından belirtilmektedir. Bir başka deyişle üstün yetenekli çocukların aslında ailelerini yorgunluktan tüketen özelliklere sahip oldukları söylenebilir. Buna zıt olarak, diğer bir grup üstün yetenekli çocuk düşünceli, içine kapanık ve kendi başlarına sessizce oynamayı tercih eden özelliklere de sahip olabilmektedir. Üstün yetenekli çocuklar sadece özel yeterlik seviyeleri ve alanları değil aynı zamanda kişilik ve huyları, dünyayı algılayış biçimleri ile de diğer yaşıtlarından farklıdırlar. Geldikleri aileler ve hemen hemen tüm diğer durumlar açısından tamamıyla sıra dışıdırlar. Bu sıra dışı özellikleri dikkate alarak ailelerin, kendi değerleri  kadar çocuklarının bireysel özelliklerine ve ihtiyaçlarına cevap veren değerlere de sahip olması gerekmektedir.

Aileler çocuklarını ebeveyn olarak kendilerine uygun olduğunu hissettikleri şekillerde yetiştirirlerse, sağlıklı ve başarılı, ailesini seven ve sevilen çocuklar yetiştirme şansları da yükselmektedir (Dağlıoğlu, 2005). Ancak bu noktada vurgulanması gereken şey, çocukların gelişiminin oranı ne kadar hızlıysa, ailenin ve öğretmenin çocuğun özel ihtiyaçlarına karşı sorumluluklarının da o oranda artmasıdır.

Üstün yeteneklilikten bahsetmek için tabii ki yüksek seviyede yetenek gereklidir ancak bu tek başına yeterli değildir (Renzulli, 1978). Yüksek derecede yetenek için gerekli en az iki unsur daha vardır. Birincisi sabır ve motivasyon, ikincisi bir yetenek alanında risk alma, alışılmışın dışında bir fikri ya da bakışı ifade eden “yaratıcılık” kavramıdır (Sternberg, 1988). Renzulli’nin bu tanımından yola çıkıldığında “üstün yetenekliliğin” yetişkin ve çocuklar açısından ele alınmasındaki farklılıklar ön plana çıkar. Yetişkinlerde gerçek bir başarı ve uzmanlık öne çıkarken çocuklarda ilerleme ve yetenekten bahsetmek daha doğrudur. Yetişkin seviyede olabilecek gerçek başarıları, anaokulu yaşlarında görmek çok nadirdir (Feldman, 1986). Ancak eğer bu tip özelliklere sahip olan çocuklar varsa da bu çok özel çocukları tespit etmek ve ihtiyacı olan fırsatlarla buluşturmak gerekir (Ho, 1988).

Ailelerin en önemli sorunu, genellikle yetenekli çocuklarının gelişimlerini desteklemenin zor olduğunu düşünmeleridir. Çocuklarının bazı ihtiyaçlarının, yaşıtlarınınkilerden farklı olması, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için uygun olanaklar bulmada veya oluşturmada ailelere daha büyük sorumluluklar yüklemektedir. Çoğunlukla çocukların ihtiyaç duyduğu fırsatlar oyun gruplarında, anaokulunda, sınıflarında ya da yaşıtlar için düzenlenmiş diğer etkinlik ortamlarda kendiliğinden ortaya çıkmayabilir.

Bu durum aileleri, çocukları ve sahip oldukları potansiyele uygun ortam, okul, bölgesel imkânlar gibi sunulan farklı hizmetleri arayıp bulmak zorunda bırakır (Robinson,1993). Bütün bunları yerine getirmek ailelerin oldukça büyük bir zamanını almaktadır.

Yapılan araştırmalar, normal gelişim gösteren çocuklarla kıyaslandığında, küçük yaş grubu üstün yetenekli çocukların ailelerinin okumak, oyun oynamak, şiir ve şarkı uydurmak, ilginç yerlere gitmek gibi önemli etkinliklere çok daha fazla zaman harcamak zorunda kaldıklarını göstermiştir (Sternberg, 1988).

Üstün yetenekli çocukların şimdiye kadar belirtilen bütün ihtiyaçları  karşılanmasına rağmen bazen aileler çocuk yetiştirme konusunda başarı gösteremeyebilirler. Yapılan bir grup araştırma sonucunda da başarısız ve ciddi derecede başarısız olan üstün yetenekli çocukların ailelerinin ya çocuğu fazla korudukları ya da çok fazla beklenti içerisinde oldukları, bunun sonucunda da çocuklarda aşırı kaygıların oluştuğu ortaya çıkmıştır.

Ayrıca ebeveynler arasında sık sık çatışmalar yaşanması, çocuğa karşı kararsız, birbirinin zıddı olan davranışlar içinde olmaları, ebeveynlerin boşanması veya ayrı yaşamaları, kendi problemlerinin sebebi olarak çocuğu görmeleri, babanın ev içerisinde hiçbir sorumluluk almaması adeta yok olması, aile yaşamının ya baba ya anne hâkimiyetine dayalı kontrol altında tutulması, demokratik tutumlardan kaçınılması, babanın çocuklarına karşı sert olumsuz tavırlar göstermesi, evde çocukların yararlanabileceği çok az kaynak olması, aile içi iletişim ve paylaşımın zayıf olması, ebeveynlerin az aktif, az güvenli, az sevgi bağlarına sahip olmaları ve çok ciddi tavır sergilemeleri gibi durumların da üstün yetenekli çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır.



  FACEBOOK YORUMLARI