Üstün Zekalıların Öğretmenlerinin Özellikleri Nelerdir?

Bireyin var olan potansiyelini en üst düzeyde kullanabilmesi ve içinde bulunduğu topluma katkı sağlayabilmesi, üstün yeteneklilerin ayrı bir grup olarak ele alınmasını zorunlu hâle getirmiştir. Üstün yetenekli bireylerin yetenek, ilgi ve ihtiyaçlarını optimal düzeyde karşılamak için ailelerden sonra en büyük görev kuşkusuz ki öğretmenlere düşmektedir.

Üstün yetenekli çocuklarla çalışacak öğretmenlerin mesleki formasyonları yönünden güçlü donanıma sahip olması ve belli kişilik özelliklerini taşıması gerekmektedir. Çocukların gelişim ve öğrenme özellikleri, ilgileri, yaşanma ihtimali olan sorunlar, duygusal durumları vb. özelliklerinin öğretmenler tarafından bilinmesi gerekmektedir.

Öğretmenlerin farklı çocuklar ve eğitimleri konusunda göstereceği yaklaşım büyük önem taşımaktadır. Çünkü öğretmenin eğitime bakışının öğretim yaklaşımları üzerinde etkisi bulunmaktadır. Öğretmenler, üstün yetenekli öğrenciler için amaç belirlemekte, değerlerin oluşumuna yardım etmekte, öğretim yöntem ve stratejileri seçmekte ve en önemlisi öğrencilere model olmaktadır.

Üstün yetenekli çocuklarla çalışan öğretmenler, üstünlüğü sadece “yüksek potansiyel”, “yüksek başarı”, “yaratıcı güç” olarak düşünme yerine bu belirtilen özelliklerle birlikte, üstün yetenekli olmanın bazı güçlükleri, yetersizlikleri ve sorunları da beraberinde getirebileceğini göz önünde bulundurmalıdır. Üstün yeteneği sadece yüksek potansiyel olarak gören öğretmenler, dikkatini çocuğun başarısına yönelteceği için onu tüm yönleri ile tanıma ve gereksinimlerine cevap verme fırsatı bulamayacaktır. Bunun yanı sıra aşırı derecede iyimser ve gerçek dışı beklentiler de çocuğun gelişimini desteklemeyecektir.

Günümüz eğitim bilimi yaklaşımlarına göre, öğretmenin eğitim ortamındaki rolü “öğrenen ile öğrenen” olmadır. Bu rol değişiminin gereklerine ve üstün yetenekli çocuk özelliklerine paralel olarak öğretmenlerin;

  • Yenilikçi,
  • Değişime ve öğrenmeye açık olma,
  • Teknolojik gelişmeleri izleme,
  • Esnek, bireysel farklılıklara duyarlı olma,
    • Etkili iletişim, problem çözme, empati, espri yapma-anlama becerileri vb. kişisel özelliklere sahip olması beklenmektedir.
  • Mesleki alanda ise öğretmenlerin;
  • Mesleki gelişimini destekleyici çalışmaları izleme,
  • Öğrenme-öğretme ve ölçme-değerlendirme sürecinde bireysel özellikleri dikkate alma,
  • Eğitim/öğretim programları ve öğrenme ortamlarını öğrenci ihtiyaçlarına göre düzenleme ve zenginleştirme/farklılaştırma,
  • Bilgi-iletişim teknolojilerini kullanma,
  • Mesleki bilgi ve deneyimlerini paylaşma,
  • Öğrencinin bireysel ilgi ve yeteneklerini ortaya koyma fırsatı sunan sınıf iklimi oluşturma
    gibi mesleki özelliklere de sahip olması beklenmektedir. Sınıf ortamında;
  • Öğretmenin etkili soru sorma ve düşünme becerisine sahip olması, üstün yetenekli öğrencilere sınıf ortamında etkili soru sorma ve düşünme becerisi kazandırarak etkin öğrenmelerini kolaylaştırmaktadır.
  • Üstün yetenekli çocuklar bütün gelişim alanlarında aynı düzeyde ilerlemedikleri için öğretmenlerin beklentilerini gerçekçi düzeyde tutmaları önemlidir.
  • Bireysel ilgi ve yetenek alanına yönelik zorlayıcı (challenging) etkinliklere yer verilmesi çocuğun bu alanda derinlemesine öğrenme merakını teşvik eder.
  • Ders içi ve ders dışı özel etkinliklere yer verilmesi, çocukların sosyal- duygusal gelişimini destekleyecektir.

Bunların yanı sıra öğretmenlerin üstün yetenekli çocuk ailesi ile iş birliği yapması gelişim sürecinin bütün olarak desteklenmesi ve izlenmesine olanak verir.

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUK VE AKRAN

Arkadaşlık, hem çocuklar hem yetişkinler için vazgeçilmez bir gereksinimdir. Akran etkileşimi bütün gelişim alanlarını desteklemesi açısından önemlidir. Akranlarınca aranmak, beğenilmek ve benimsenmek benlik saygısının önemli bir koşuludur. Çocuklar zekâları, sportif ve sanatsal yetenekleriyle kendini akran grubu içerisinde kanıtlamaya çalışır.

Üstün yetenekli çocukların arkadaşlık beklentileri akranlarına göre farklılık göstermektedir. Üstün yetenekli çocuklar, ileri düzeydeki akademik ve duygusal gelişimleri sebebiyle kendi yaş gruplarıyla arkadaşlık ilişkileri kurmakta zorluk yaşayabilmektedir (Akt. 8). Bunun sonucunda da arkadaşlarını kronolojik yaştan ziyade bilişsel yaş benzerliğine göre seçmektedirler. Bunu yapmak için birçoğu kendilerine yaşça büyük çocuklar veya yetişkinler bulmaya çalışmakta veya diğer çocuklara göre daha sık yalnız kalmayı tercih etmektedir. Arkadaş seçimi açısından normal gelişim gösteren çocuklarla üstün yetenekli çocuklar arasındaki farklılık, ilköğretim ve ortaokul yıllarında, sonraki yıllara göre daha fazladır.

Üstün yetenekli çocuklara akademik başarıları sebebiyle arkadaşları tarafından “lakap” takılabilmektedir. Çocuklar, bundan korunmak için kendilerini gizleyebilmekte, tartışmalardan, kulüplerden kendilerini geri çekebilmektedir. Akran baskısı, üstün yetenekli çocuklar üzerinde negatif bir etki oluşturabilmektedir. Bu etki, üstün yetenekli çocuklarda dışlanma ve reddedilme duygusuna, geri çekilme ve daha düşük başarı gösterme gibi problemlere yol açabilmektedir.

Üstün yetenekli ergenler ise, “üstün” etiketinden kaynaklandığı vurgulanan farklı olma duygusu taşımaktadırlar. Üstün yetenekli çocukların akranlarından “farklı” hissettikleri resmedilirken, üstünlük etiketi üstün yetenekli çocukların akran gruplarından ayrılmasına sebep olabilmektedir.

BÖLÜM ÖZETİ

Farklı yeteneklerle doğan üstün çocukların, hayatlarını en iyi şekilde yaşayabilmek için her türlü olanağa sahip oldukları düşünülmektedir. Zekâları ile her problemi kendi başlarına çözebilecekleri, kimsenin yardımına ihtiyaçları olmadığı konusunda yaygın bir kanı vardır.
Bir çocuğun yetiştirilmesinde en büyük sorumluluk, hiç kuşkusuz ailenin omuzlarındadır. Ailelerin çocuklarıyla ilgili üstlenmiş olduğu görev ve sorumluluklar, üstün yetenekli bir çocuğa sahip olmaları durumunda bir kat daha artmaktadır.

Toplumun en temel ve en küçük kurumu olan ailenin ülkemizde bu bağlamda karşılaştığı en önemli sorun, destek sistemlerinin yerleşmemiş olmasıdır. Ailelerin büyük bir kısmı, üstün yeteneğin ne demek olduğunu, çocuklarının üstün yetenekli olup olmadığını ve tanılama ile birlikte ne yapılması gerektiğini bilmemekte; farklılıkla karşı karşıya kaldığında kendisine rehberlik edecek destek sistemlerine ulaşamamaktadır.

Üstün yetenekli çocukların eğitim ve gelişimi üzerinde anne babaların önemli bir işlevi vardır. Üstün yetenekli çocuğun, potansiyelini doğru kullanan, yaşamdan doyum sağlayan, mutlu ve dengeli birey olarak yetişmesi, aile içi ilişkiler ve anne babaların tutumları ile ilişkilidir. Ebeveynlerin, üstün yetenekli bir çocuğu nasıl yetiştirecekleri ve idare edecekleri konusunda korku ve kaygıya kapıldıklarına rastlanmaktadır. Aileler, üstün yeteneğe sahip çocuklarını yetiştirirken desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Bu doğrultuda üstün yetenekli çocuğa sahip anne babaların ihtiyaç duyduğu rehberlik için aile eğitim programları hazırlanıp uygulanmalıdır.

Üstün yetenekli bireylerin yetenek, ilgi ve ihtiyaçlarını en uygun düzeyde karşılamak için ailelerden sonra en büyük görev hiç kuşkusuz ki öğretmenlere düşmektedir. Üstün yeteneklilerin eğitim programlarında görev alacak öğretmenler sahip oldukları belirli kişilik ve mesleki özellikler ile üstün yetenekli öğrencilere rehberlik ve önderlik yapabilirler.

Arkadaşlık, hem çocuklar hem yetişkinler için vazgeçilmez bir gereksinimdir. Akran grubu içerisinde arkadaşlık ilişkileri her şeyden önemlidir. Üstün yetenekli çocuklar, akademik alandaki konular söz konusu olduğunda kendinden yaşça büyük bireylerle birlikte olmayı tercih ederken, bedensel ve sosyal-duygusal beceri gerektiren etkinliklerde akranları ile olmaktan hoşlanmaktadır.

Üstün yetenekli çocuklar; toplumsal ön yargılar, yeterli ve uygun araçlarla tanılanamama, uygun olmayan sınıflara yerleştirilme, gelişim hızlarına paralel olmayan eğitim programını takip etme, yeterli eğitim, bilinç ve farkındalık sahibi olmayan öğretmen ve idareciler, bilinçli anne-baba yoksunluğu, kabul edici olmayan arkadaş çevreleri ve sahip oldukları eş zamanlı olmayan gelişim hızları sebebiyle sosyal- duygusal problemler yaşayabilmektedir. Bu noktada da çocuk ile etkileşimde önemli olan sosyal kaynakların eğitim programları ile desteklenmesi hem çocuğun potansiyelinin tam olarak ortaya çıkarılmasına hem de mutlu ve üretken bir birey olmasına katkı sağlayacaktır.



  FACEBOOK YORUMLARI