Üstün Zekalı Çocuk Eğitimi Nasıl Olmalı

Üstün Zekalıların Eğitimi Nasıl Yapılmalıdır?

Merak: Üstün çocukların önemli özelliklerinden biri meraktır. Bazen yetişkin­ler çocuklarının sorularını yanıtlamakta zorluğa uğrayabilirler. Böyle durumlarda çocuğa karşı tepkisiz kalmak yerine, başka çözüm yolları aramak uygun olabilir. Örneğin, kitaplardan, ansiklopedilerden, dost ve uzman kişilerden yararlanmak gibi. Aslında çok küçük yaşlardan itibaren bu tür soruların yanıtlanması, çocuk­larda 'niçin' sorusunun yerleşmesine neden olacak ve yaşam boyunca sürekli da­ha iyiyi, gerçeği arama çabaları için zemin hazırlamış olacaktır.

Yetişkinin Çocuğunun Tepkilerine Karşı Duyarlılığı: Yetişkinin, çocuğunun tepkilerine karşı duyarsız olmamasının sayısız yararları vardır. Daha bebeklik dö­neminde çocuğun seslendirmelerine yetişkinin sözel tepkilerde bulunması, daha sonraları, çocuğun ilgisini yoğunlaştırdığı konularda ilgili açıklamalar getirip ek bilgiler vermesi, en ufak başarısını ödüllendirmesi, yasakların nedenini açıklayıp alternatif yollar bulmakta yardımcı olması, hem çocuğun kendine olan güvenini arttıracak hem de öğrenme atılımlarını destekleyecektir.

Gelişim Yüzlerinin Gelişme Hızı: Çocuklardaki tüm gelişim yüzlerinin aynı hızda gelişmediği gerçeğini de akıllardan çıkarmamakta yarar vardır. Çoğu kez zi­hinsel gelişim, sosyal ve duygusal gelişimden daha ileri durumdadır. Böyle haller­de, çocuğun sosyal gelişiminin zihinsel gelişimiyle aynı hızda ilerleme gösterdiği varsayılırsa, çocuğa, sosyal yönden fazla sorumluluklar yüklenebilir ve kendisin­de çatışma ve gereksiz gerginlikler için zemin hazırlanmış olur.

İlgi ve Yetenekler: Bu konuda yadsınamayacak bir başka nokta da, bu tür ço­cukların her alanda üstünlük göstermeyebilecekleri gerçeğidir. Çocukların hangi alanlarda çaba gösterme girişiminde olduklarını, yeteneklerinin hangi alan ya da alanlarda yoğunlaştığını saptamanın en kolay yolu, davranışlarını gözleyerek ipuçları yakalamaktır. Çocuğun seçtiği kitapların türü, kendisiyle yapılan konuş­ma ve tartışmalar, onun istek ve ilgileri konusunda fikirler verebilir. Bu ilgi ve ye­tenekleri göze alınmadan bir çalışma programının hazırlanması, çocukta endişe ve gerginlik yaratabilir. Bunun sonucunda kendisinde yetersizlik duygularının ve olumsuz benlik kavramının oluşması ise kaçınılmaz olur.

Sosyal Etkileşim: Yaşıtlarıyla sosyal etkileşime girmesi konusunda, ailenin ço­cuğuna yardımcı olmasının büyük yararları vardır. Üstün zekâ ya da yeteneğe sa­hip çocukların, zihinsel açıdan aynı düzeydeki yaşıtlarıyla iletişim kurma ve sos­yal etkileşim içinde olma gibi gereksinimleri vardır. Eğer bu tür çocuklar bu ge­reksinimlerini tek bir arkadaş grubunda karşılayamıyorlarsa, o zaman farklı iki ar­kadaş grubuna sahip olmaları düşünülebilir. Bu gruplardan biri zihinsel düzeyde ortak noktaları olan, birbirlerini bu yönde teşvik eden ve birbirleriyle özdeşleşe­bilen çocuklardan oluşabilir. Böylece çocuk, üstün zekâsından ötürü sıkılıp ken­disini grup dışı bırakmak isteyen çevresindeki bireylerden arındırılmış olur. Öte yandan, üstün çocuğun, yaşına uygun düşecek grup etkinliklerine de katılması gerekir. Bu etkinlikler arasında izcilik, kamp kurma, spor, dans sayılabilir. Böylece kendi zekâ düzeyinin altında bulunan farklı bir arkadaş grubuyla kendisi arasın­da, zihinsel etkinliklerin dışında, ortak noktalar doğabilir. Bunun sonucunda da bu tür arkadaşlarına tahammülü artabileceği gibi, kendisinin de onlar tarafından kabul görmesi, gereğinde onlara önderlik etmesi, düşüncelerinden yararlanma­larını sağlaması kolaylaşabilir, işte aileye, çocuğuna böyle bir ortamı hazırlama açısından büyük görevler düşmektedir.

Harekete Dayalı Beceriler: Zaman zaman üstün çocuklarla ilgili olarak karşı­laşılabilecek bir başka sorun da harekete dayalı becerilerinin beklenen düzeyde olmamasıdır. Bu durum genellikle yetişkinlerin çocuktaki sadece zihinsel üstün­lüğe takılıp, bazı becerilerinin gelişmesini teşvik etmekte başarısız olmalarından­dır. Oysa, uygun zamanlarda bu becerilerin gelişmesi için yeterli fırsat sağlanmaz­sa, daha sonra bunları geliştirmek imkansızlaşır. Bunun sonucunda da çocuklar çeşitli spor oyunları denemekte isteksiz olabilirler, başarısız olmaktan korkabilir­ler ve beceriksizliklerinden dolayı utanabilirler. Böylece sosyal gelişmeleri için çok yararlı olabilecek etkinliklerin dışında kalabilirler.

Her Alanda Üstünlük Beklentisi: Üstün çocuklarla ilgili olarak yetişkinler tara­fından benimsenen bir yanlışlık da onların her alanda üstünlük göstereceklerini zannetmeleridir. Çoğu zaman "Niçin aritmetikte olduğu gibi sosyal derslerden de yüksek not almıyorsun?" ya da "Niçin kimyaya kompozisyona ayırdığın kadar za­man ayırmıyorsun? gibi soruların çocuklara yöneltildiğini duyarız. Aslında anne- babaların başlıca görevi, bağımsız davranabilen bireyler yetiştirmek olmalıdır. Eğer sürekli olarak hedefler yetişkinler tarafından dıştan korunursa, bu durumda çocuklara kendi amaçları için düşünme fırsatı tanınmamış olur. Çocuklara, ilgi alanlarını kendilerinin belirlemeleri için şans tanınırsa, kendilerini daha iyi tanıma fırsatı bulabilecekleri gibi, karar verme alışkanlığını da edinebilirler. Böylece dış çevrenin denetimini üstlenebilirler, kendilerine ve başkalarına karşı sorumluluk duygusu geliştirebilirler. Anne babaların sürekli olarak onlar için hedefler belirle­meleri, ne yapacaklarını söylemeleri ve standartlar oluşturmaları halinde ise dış denetimin esiri olmaları kaçınılmaz olur.

Yaratıcılık: Bağımsızlığı engelleyici bu tür bir tutum, yaratıcılığın da baş düş­manıdır. Oysa bireye üstünlük niteliğini kazandıran en önemli özelliklerden biri yaratıcılıktır. Bu da ancak kendine güvenmesine, kendi kendini idare etmesine, karar verme alışkanlığını edinmesine, düşüncelerini açıkça söylemesine fırsat ve­ren demokratik bir aile tutumu içinde gelişebilir. Unutulmamalıdır ki, uygarlıkta atılan her yeni adım, yaratıcılığın ürünüdür.

Çalışma Alışkanlığı: Üstün çocukların bazı durumlarda potansiyelleri oranında başarı gösterememeleri, doğru çalışma alışkanlığına sahip olamamalarından kay­naklanır. Zamanının çoğunu boşa harcayıp, son anda bir şey üretme çabası içine gi­ren çocuk, doğal olarak gizli gücünün meyvelerini tatma şansına sahip olamaz. Ço­cuğuna bu konuda iç disiplin kazandırmış ailelerde ise bu tür soruna rastlanmaz.

Televizyon: Çocuğun kendisine pek yarar sağlamayacak programları pasif bir şekilde izlemesini engellemek için de ailenin önlem almasında yarar vardır. Aile bireyleriyle satranç oynamak ya da ilgi duyulan konularda tartışmaya girmek, mü­zelere ya da fabrika gibi, mesleklerin tanınmasında yardımcı olacak yerlere gezi­ler yapmak, sanat etkinlikleri izlemek gibi faaliyetler, pasif izleme davranışına al­ternatif oluşturacak etkinlikler arasında sayılabilir. Böylece çocuk, hem zamanını değerlendirmiş hem de ilgi alanını genişletmiş olur. Kitaplara ilgi çekmek de bir başka önemli çözüm yoludur.

Yetişkinler Tarafından Dinlenme Gereksinimi: Üstün çocukların, kendi dü­şüncelerini, değerlendirmelerini, vardıkları sonuçlarını ve gözlemlerini dinleyen anne -babaya, öteki çocuklardan daha fazla gereksinimleri vardır. Sürekli zihinle­ri çalışan bu çocuklar, gün boyunca birçok bilgi toplarlar. Bu bilgileri iyice özüm­leyebilmek için, onların analizini ve değerlendirmelerini yapma gereğini duyarlar, işte çocuklar kendilerini dinleyen ve gereğinde yardımcı olabilen yetişkinlerle edindikleri bu bilgiler konusunda konuştukça, düşünceler arasında daha çok ba­ğıntı kurabilirler, boşlukları görebilirler ve sonuca gidebilirler. Eğer anne-baba bu görevlerini yürütmekte zorluk çekerlerse, çocuklarının, aile içinden ya da dışın­dan bu rolü üstlenecek bir bireyle temasa geçmelerini sağlamaları yararlı olur.

Benimsenecek Değer Yargıları ve Yaşam Biçimi: Üstün çocuklar da normal çocuklar gibi çeşitli gelişim evrelerine deneyimsiz başlar, zaman zaman kendileri­ni güvensiz hissedebilir ve uyum sorunları gösterebilirler. Bu nedenle kendilerine rehberlik edecek ve güven verecek yetişkinlere gereksinim duyarlar. Anne-baba- ların, bu konuda yardımcı olmaları için, çocuklarına benimsetmek istedikleri de­ğer yargılarını ve yaşam biçimini bizzat kendilerinin yaşayarak göstermeleri olum­lu sonuçlar verebilir. Somut yaşayan bir modelle özdeşleşmek, sözcüklerin oluş­turduğu soyut kavramlarla özdeşleşmekten daha kolaydır, ilke, "Söylediğimi yap" değil, "Yaptığımı yap" olmalıdır. (2)

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Üstün çocuğun topluma yararlı bir üretken­lik içinde olması, sadece kendi gizil gücünün değil, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, gereksinmelerine duyarlı bir aile ortamının da ürünüdür.



  FACEBOOK YORUMLARI