Aşırı Duyarlılık Nedir?

Üstün yetenekli çocuklar tüm yaşlarda bir takım problemlerin net ve kesin olarak farkındadır. Yüksek farkındalık ve gözlem kabiliyetleri sayesinde savaş, açlık, gücü kötüye kullanma, şiddet gibi olumsuz bir takım davranışlar yada olaylar hakkında korku geliştirebilirler. Özetle, tüm dünya problemleri hakkın­da kaygı duyabilirler. Bu çocuklar çok erken yaşta dahi bu noktalardaki hassas tutumları yüzünden kendilerini olumsuz, üzgün ve çaresiz hissedebilirler. Bu çocuklar yaşıtlarıyla kıyaslandıklarında onların fazlasıyla şiddet ve nükleer sa­vaştan çok korktukları ve çekindikleri saptanmıştır. Şiddetten çekinmelerinin ve sakınmalarının bir sebebi de medyada gördükleri çocuk kaçırma, terörizm, ca­na kastetme gibi yada cana mal olan kazalar hakkındaki haberlere şahit olma­larıdır.

Bunların yanında bu çocukların farklı ek korkuları da olabilir. Bunların arasın­da ölüm, hastalık, hamilelik, düşük yapma, iş bulamama, arkadaş bulamama, yalnız kalma, sevilmeme ve zihinsel yetersizliği olma gibi konular sayılabilir.

Erken yaşta olmalarına rağmen bu çocuklar ölümün farklı boyutlarının far­kında olabilirler. Ölümün anlamını sorgulayabilirler ve ölme konusunda bir takın­tıya sahip olabilirler. Ölümle ilgili bir takım dramatik sahneleri drama şeklinde oy­nayabilir yada kaza ile ölmüş bir canlıyı gömmek için eve getirebilirler.

Ölümün olağan bir doğal süreç olmasına karşılık aile bireylerinin bunun üs­tesinden gelmesi oldukça zordur. Çoğu yetişkin ise çocuklarla konuşmaktan ka­çınırlar. Bunun sonucu olarak çocuklar suçluluk gibi uygun olmayan hislere kapı­labilirler. Çocukların sorularına erişkinler tarafından büyük bir açık yüreklilikle ce­vap verilmelidir. Çünkü konuşulmadığında çocuklar doğru olmayan çıkarsamalar­da bulunabilirler.

Üstün zekâlı çocukların bu yüksek duyarlılığı onları sosyal yaşantıdan bir mik­tar uzaklaştırabilir ve hatta kendilerinde yanlış bir şey bile olduğunu düşünebilir­ler. Bu yoğunluktaki duyarlılık hem olumlu hem de olumsuz etkilere neden ola­bilir. Bunu belirleyen kritik nokta, çocuğun algılaması ve verdiği dönütle ilgilidir.

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ilgilendikleri konular için oldukça uzun bir süre dikkatlerini toplayabilirler. Bununla birlikte benzer bir durum ödevlerin ta­mamlanmasında gerçekleşmeyebilir. Çocuk ödevlerini tamamlamadan önce za­ten kendi sevdiği konuyu içeren kitapları, bilgisayarı yada projesiyle yoğun ola­rak ilgilendiğinden ailesinin onu yemeğe çağırdığını duymayabilir. Bu durum onun ailesini göz ardı etmesinden yada duymazdan gelmesinden değil çağrıldı­ğının farkında olmayışındandır. Eğer çocuk çağrıldığını duymazsa nazik bir ku­caklama yada dokunmayla onu uyarabilirsiniz. Bunun yanında göz kontağı da mükemmel olarak işe yaramaktadır. Bağırıp çağırmak genellikle aileleri amaçla­rına ulaştırmadığı gibi çocuklarının da duyarsızlaşmasını sağlar. Bağırma alışkan­lığı olan ailelerin çocukları genellikle bu durumda görmezden gelme davranışı­nı kazanabilirler.

Bireylerin kaygı ve huzursuzlukları programları önceden planlayarak ve bu­nu uygulayarak biraz daha azaltılabilir. Büyük olasılıkla ailedeki yetişkinler de "Şu kitabı yerine koy“Hadi şimdi alışverişe gidiyoruz" gibi anlık yönergeler yerine "Sa­at 3 te alışverişe çıkmak zorundayım" gibi içinde emir bulunmayan ve bilgi ba­rındıran yönergeler duymaktan hoşlanırlar. Bu durumda aile benzer formdaki cümleleri kendi çocuğu için de kullanmalıdır. Örneğin; bir yerden ayrılmak gerek­tiğinde anne şöyle bir cümle kurarak çocuğun kendi davranışlarını ayarlamasını sağlayabilir. "Ayrılmadan 10 dakika önce sana haber vereceğim".

Bazı zamanlarda çocuk kendini duyusal uyaran bombardımanına tutulmuş gibi hissedebilir. Çocuğu bu duygudan kurtarmak için onun rahatlamasını sağ­lamalı yada evde daha sessiz ve sakin bir köşeye gitmesi için yönlendirilmelidir. Anne babalar mutlaka evlerinde çocuğun iç huzuru ve mutluluk içinde olabile­ceği özel bir yer hazırlamalıdırlar. Üstün zekâlı çocuklar özellikle görme, ses ve çevreden gelen pek çok uyarana oldukça hassastır. Doğadan, müzikten ve renklerden derin bir şekilde etkilenirler. Çoğu kişinin göremediği ufak noktala­rı ve ayrıntıları onlar yakalayabilir. Güvenli ve iç huzuru veren bireylere rahatla­maları gerektiğinde ihtiyaç gösterirler. Bazı çocuklar uykuya dalmada problem­ler yaşayabilirler. Bunun sebebi de zihinlerinin aşırı yüklenmesidir. Onlara sürek­li uyaran sağlayan kitap, televizyon gibi araçları bırakamamalarıdır. Bazen, he­men uykuya dalarlar fakat gecenin bir yarsında zihinleri pek çok güzel düşünü­lerle dolu olarak uyanırlar. Bu gibi durumlar için aile, çocuğun baş ucunda ka­yıt cihazı bulundurabilir. Böylelikle ertesi gün bu harika fikirlerini kaybetmeye­ceğini yada unutmayacağını bilen çocuk rahatlamış bir şekilde tekrar uykusuna dönecektir.

Zihinsel yükün belli aralıklarla boşaltılması gerektiğinden, birtakım rahatla­ma tekniklerine yer verilebilir. Bununla birlikte fiziksel egzersizler zaman zaman öylesine rahatlatıcı olurlar ki çocuklar bu durumu alışkanlık haline getirebilirler. Bunun nedeni ağır egzersizlerden beynin kasların ağrısını hafifletmek için çıkar­dığı morfin benzeri maddelerdir. Bu maddeler beyin tarafından doğal bir şekilde üretilir. Bu maddelerin verdiği rahatlığı hisseden çocuk yeniden ağır egzersiz yap­mak için motive olmuş olur. Eger bu durum yoğun bir şekilde yaşanırsa fizik eg­zersizlerinin uygulamasında aşırıya kaçılmış olur. Aile böyle bir durumla karşılaş­tığında çocuğun dengeyi sağlaması için ona egzersiz planları yaparak yardımcı olması gerekmektedir ayrıca onu yeni oyunlar öğrenmesi, yeni arkadaşlıklar edin­mesi ve böylelikle rahatlaması için yönlendirmelidir.



  FACEBOOK YORUMLARI