Altı Şapkalı Düşünme Tekniği Nedir?

Yeniliklere Şapka Çıkartın!

Altı şapkalı düşünme tekniği Sınırsız bir merak duygusu, riske girmeyi göze alabilmek, tuhaf ya da mantıklı önceden var olmayan fikirlerin üretilmesi, ortaya yeni bir şey koyma isteği, diğer insanların göremediklerini görerek gün ışığına çıkarmak... En önemlisi de odaklanma... Kişisel veya kurumsal hedefler belirleme ve disiplinli bir çalışmayla bu fikirlerin sonuca dönüştürülmesi... Bütün bunlar iş dünyasında yaratıcılığın temellerini oluşturuyorlar. Bunları yaparken de kişilerin, önlerine çıkan engelleri, kalıplaşmış düşünceleri, insanların haklarında neler düşünebileceğini göz ardı etmeleri gerekiyor. Çünkü gelişen ve küreselleşen dünyada bir yerlere gelebilmek için farklı olmak, farklı olmak için de yaratıcılık şart.

“Gülünç olma!”, “Saçma şeyler söyleme!” şeklindeki “Sakın, .....ma!” formatındaki cümleler, başta örgüt liderleri ve üst düzey çalışanlar olmak üzere hiç kimsenin kendisini sınırlamasına izin vermemelidir. Çünkü yaratıcılık yeri geldiğinde saçma düşünmek, gülünç sorular sormaktır. Bu şekilde kişiler hayal kurar ve hayaller de ilerideki gerçeğin temellerini oluşturur.


“İnsanın zihnini başarı kadar bulandıran, başarısızlık kadar da berraklaştıran hiçbir şey yoktur.”

İngiliz devlet adamı Paul Craig Roberts’ın bu cümlesi, hata yapacağını düşünmek, hata yapmaktan daha yanlış ve insanı sınırlayan bir olgu olmadığını açıkça belirtmektedir. Yaratıcılık finansal olmasa da yanlış bir sonuca varmak, hata yapmak gibi riskleri içerir ki bu da yaratıcılığın mayasındandır. Çünkü doğru yol ancak hata yapılarak bulunur.
 

Günümüzde “Yaratıcılık doğuştan gelen bir yetenektir, sonradan geliştirilmesi mümkün değildir” gibi bir olgunun geçerliliği kalmamıştır. Birkaç basit adımla insanın içindeki yaratıcı yeteneği gün ışığına çıkarması, onu geliştirmesi mümkündür.

Ama öncelikle insanın kendisinde sorun çözücü, değişiklik yaratıcı bir yeteneğin olduğuna inanması gerekir. “Ben yaratıcı değilim, bu işi de başaramayacağım” şeklindeki kötümser düşünceler yaratıcılığın en büyük düşmanıdır.Yaratıcılığı gelişti ren şey ise yüksek standartlar ve büyük umutlardır.

Yaratıcılık için Altı şapkalı düşünme tekniği

İlk olarak bir çalışma takvimi oluşturulmalıdır. Yaratıcılığın en büyük düşmanlarından biri olan zaman kaybını ortadan kaldırmak için bir takvim oluşturarak zamanımızı planlamamız ve kaybı en aza indirmemiz gerekiyor. Peki bu bize ne kazandıracak? Zaman planlamasıyla, ne zaman, hangi işle ilgilenmemiz gerektiğini bileceğiz ve “ne yapsam”larla uğraşmak yerine o iş üzerine yoğunlaşabileceğiz.İşte konsantre olma yeteneği de bu sayede kazanılıyor. Çünkü konsantre olmak demek, gerekli zaman aralığında, gerekli işe dikkatin direkt olarak yoğunlaştırılması demek. Bu, üzerinde çalışılan işle daha verimli bir şekilde ilgilenilmesini sağlıyor.Yapılması gerekenlerden bir diğeri de bilgi haznesini geliştirmek... Konuşmaktan çok dinleyerek, bol bol okuyarak, farklı fikirlerdeki insanların görüşlerini alarak, tartışmalara katılarak bilgiler arttırılablilir. Tabi, gereksiz, bize boş yere zihin hamallığı yaptıracak bilgileri ayıklayarak. Bilgilenmeliyiz ki yaratıcı olalım. Eğer her konuya sınırlı bir bilgi birikimiyle yaklaşılırsa, at gözlükleriyle bakılırsa bir adım bile ilerlenemeyeceği gibi monotonluktan da kurtulunamaz.Bunlarla bağlantılı olarak da değişik düşüncelere açık olunmalı. Kişi, kimsenin düşüncesinin tam anlamıyla doğru ve mükemmel olmadığının bilincinde olup, kendisine bu düşüncelerden bir harman yapmalıdır. Bu sayede her tür probleme, duruma karşı esneklik kazanılır, yaratıcı düşünceler ortaya konulur.Kalıpların dışına çıkılmasının bir sonucu olarak, kimsenin düşünmediği, bilinmeyen şeylere karşı da hevesli olunmalıdır. Örnek olarak da, sınırsız bir merakla bilmeden de olsa Amerika’yı keşfeden Christopher Columbus’u veya Columbus’un düşündüğü yolculuğu gerçekleştirip batıya gidip Asya’ya ulaşarak dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlayan Magellan’ı gösterebiliriz. Bu kişiler, o zamanlarda yeniliğe karşı olan bütün tepkileri bir tarafa bırakmışlar ve amaçlarına ulaşmışlardır.


Bir Süreç Olarak Yaratıcılık

Yeni Zelanda’daki University of Auckland’de yenilikçilik ve girişimcilik üzerine uzmanlaşmış bir öğretim üyesi ve yaratıcılıkla ilgili iki kitabı olan Ian Hunter’a göre yaratıcılık 4 aşamadan oluşuyor.
 
  • Düşüncenin filizlenmesi
  • Merak duygusu
  • Düşüncenin mayalanmaya bırakılması
  • “Buldum!” anı

Bunları biraz daha açmak gerekirse...

İlk aşamada kişi, dış dünyadan, çevreden ya da insanın kendi içinden, iç dünyasından bir düşünce üretiyor ve neden bunu kimsenin yapmadığına dair bir tepki doğuyor.

İkinci aşamada ise kişi, bu düşünceyi geliştirebilmek için merak duyuyor. Bu aşamada biraz öncede belirttiğimiz gibi değişik fikirlere sahip olabilecek insanlarla yeni fikir toplantıları, beyin fırtınaları yapılabilir. Bu beyin fırtınalarında önemli olan, belirli bir konu üzerinde olması ve bu seansların belirli aralıklarla düzenlenmesi. Ayrıca hiçbir kural olmamalı, fikirler sınırlanmamalı ve herkes dilediğini özgürce söyleyebilmeli.

Üçüncü aşamada ise düşünce bir kenara bırakılıyor. Tabi yeni düşüncelere ve fikirlere de her zaman açık olunarak... Edward de Bono’nun “Six Thinking Hats” yaklaşımı düşüncenin artı, eksi yönleri ve nereye varması gerektiğine dair fikirler üretmek konusunda yaratıcı beyinlere rehberlik ediyor.

Six Thinking Hats: 6 Şapkalı Düşünme Tekniği

Olaylara, çok değişik bakış açılarından bakmayı sağlayan çok kuvvetli ve önemli bir metottur. İnsanları alıştıkları düşünce tarzından uzaklaştırmaya ve bir olayın farlı bir yönünü görmeye zorlar. Birçok başarılı insan olaylara pozitif ve rasyonel yönden bakarlar. Bu da onların başarılarının sırrıdır. Sık sık duygusal, sezgisel, yaratıcı, negatif açılardan da problemlere yaklaşırlar. Bu da onların, planların değerlerini küçümsedikleri, yaratıcı sıçrayışlar yaptıkları ve olmayan olaylarla ilgilenmedikleri anlamına gelmektedir.“Altı Şapkalı Düşünme Tekniği” toplantılarda ya da kişisel olaylarda kullanılabilir. Toplantılarda, aynı problemi tartışan, değişik görüşlerdeki insanların birbirlerini engelleme durumunu önlemede fayda sağlar.

Altı Şapkalı Düşünme Tekniği Örnekleri

Beyaz Şapka: Bu düşünce şapkasıyla, kullanılabilir verinin üzerine yoğunlaşılır. Elde olan bilgilere, ve onlardan neler öğrenileceğine bakılır. Bilgi dağarcığındaki boşluklara bakılır, doldurulmaya çalışılır.Bu geçmişte olanların analiz edildiği, ve tarihsel gelişmelerin günümüzde kullanılmak üzere değerlendirildiği bölümdür.
Kırmızı Şapka: Kırmızı şapka takıldığında, problemlere sezgiler, duygular ve reaksionlar kullanılarak yaklaşılır. Ek olarak da diğer insanların nasıl reaksiyon göstereceği tahmin edilmeye çalışılır. Kişisel gerekçelerinizi iyi bilmeyen insanların tepkileri anlaşılmaya çalışılır.

Siyah Şapka: Siyah şapkayla kararların bütün olumsuz noktalarına bakılır. Bu noktalara yaklaşılırken dikkatli ve savunmacı olunur. Neden işlemediği araştırılır. Bu çok önemlidir, çünkü planın güçsüz noktalarını görmemizi sağlar. Bunlara karşı eleyici, değiştirici ve düzeltici sonuçlar geliştirmemize yardımcı olur. Siyah şapkayla planlarımızı daha esnek yaparız, riskleri görürüz. Olumsuz koşullara hazırlıksız yakalanmamamızı sağlar.

Sarı Şapka: İnsanların pozitif, olumlu düşünmelerini sağlar. Bu optimistik bakış açısı, kararlardaki faydaları ve barındırdıkları değeri  görmemizi sağlar. Her şey sıkıcı ve farklı devam ederken, sarı şapka, yolumuza devam etmemize yardımcı olur.

Yeşil Şapka: Yeşil şapka yaratıcılık demektir. Bu aşamada problemlere yaratıcı çözümler geliştirilir. Fikirlerin küçük kritikler yapılarak serbest bir şekilde tasarlandığı bölümdür.

Mavi Şapka: Süreç kontrolünü sağlar. Toplantı yöneticileri genellikle bu şapkayı takarlar. Gerekli oldukça da diğer şapkaları takanlara danışırlar.Son aşama ise “buldum!” anıdır. Artık yeni fikirlerin, insanlar üzerinde yaratacağı etkiden bu duyulan korku ortadan kalkmış, gelişim aşamasındaki fikir olgunlaşmıştır. Sıra uygulamaya gelmiştir.

Bunlar haricinde grup aktivitelerine aktif katılımla yaratıcı düşünce yeteneği geliştirilebilir. Scrabble, satranç, tavla gibi oyunlar analitik düşünce yeteneğini geliştirirken beyin jimnastiği de yapmamızı sağlar. Bu aktivitelerle çok yönlü düşünülür, starteji geliştirilir ve sağlıklı analiz yapabilir.Ya da kafamızı dağıtmak istediğimiz bir anda zor bir puzzle’a bir iki parça koymaya çalışarak, bulmaca çözerek hem dinlenmiş oluruz, hem de vaktimizi verimli bir şekilde geçirebiliriz.

Kurumsal Yaratıcılık

Kurumların yaratıcılığı, çalışanlarının – özelliklede üst düzey yöneticilerin – kattıklarıyla, yaratıcılıklarıyla ölçülür. Modern ve gelişmiş topluma ilişkin bir düşünce tarzı da; modern toplumun bilgi toplumu olmaktan çok hayal toplumu olduğu ve çok iyi, yenilikçi fikirlerden etkilendiğidir. Bu durumda da yaratıcı yeni fikirlere esin kaynağı olan ve bunları gün ışığına çıkaran  liderlik önem kazanmaktadır.

Unutulmamalıdır ki rekabetçi ve küresel pazarında ayakta kalmanın en önemli özelliklerinden ikisi bazı şeyleri daha iyi yapmak veya yeni bir şeyler ortaya koymaktır.

Yaratıcı bir örgüt ortaya koyabilmek için bazı yetiler gerekmektedir. Bunlar arasında organik, esnek, hoşgörü ve güvene dayalı bir yapıya, farklı ve aralarında açık bir iletişim kanalı olan bireylere sahip olmak; çevredeki değişimlere ayak uydurabilmek; öneri sistemi oluşturmak, çalışanların seçim ve terfilerini yetenek ve bilgilerine göre yapmak yer almaktadır.

Yaratıcılık bir anlamda da müşterilere sunulan hizmetlerin değerini arttırarak müşteri memnuniyetinin sağlanmasıdır. Çünkü günümüzde sadece yaratıcı ve müşteri odaklı strateji geliştiren firmalar ayakta kalacaktır.

Çevreyi keşfederek organizasyonları geliştirmek yaratıcı bir liderin ana görevi olmalıdır. Bunun yolu da etrafa bakmayı, gözlemlemeyi iyi öğrenmekten ve sınırların dışında düşünmekten geçmektedir. Xerox’un Palo Alto Research Center direktörü John Sealy Brown da geleceğe doğru ilerlemenin yolunun sadece ileriye bakmak değil, etrafa bakmak olduğunu söylemesi bu düşünceyi destekler niteliktedir.

Çünkü yeni fikirleri bulmak, onları uygulamaya koymak için bir çok maceradan geçilir. Bunlar bazen başarıyla, bazen de hüsranla sonuçlanır. İşte asıl önemli olan da hüsranla sonuçlananlarda hatanın nerede olduğunu bulabilmek, çözümleyebilmek, hiç yılmadan yepyeni bir maceraya atılabilmektir. Bugün hepimizin bildiği büyük firmalar asla yılmadıkları için, sürekli deneyip yaratıcı fikirler geliştirdikleri için bu konumlara gelmişlerdir. Unutulmamalıdır ki “Prensi bulmak için çok sayıda kurbağa öpmek zorunda kalınır.”

Çalışanlar Yaratıcılığa Nasıl Özendirilebilir?

Bu konuda liderlere önemli görevler düşer. Çünkü çalışanlarını yaratıcılığa teşvik eden bir lider, astlarının aldığı riskleri de üstlenebilir, karşısındakini iyi ve dikkatli dinler. Sorgulamanın olduğu, fikirlerin özgürce ifade edildiği ortamlar yaratır, yeni fikirleri ödüllendirmeye dayalı sistemler geliştirir. Bunun dışında çalışanlar da, liderleriyle açık bir şekilde iletişim kurabileceklerini, kendi fikirlerinin de değerlendirildiğini, inisiyatif kullanıp yeni şeyler ortaya koyabileceklerini bilmeli, yaratıcı düşünme seanslarına dönüştürülen toplantılara katılabilmelidirler.


  FACEBOOK YORUMLARI