Üstün Zekâlılar Enstitüsü Tüm makaleler

Üstün Zekâlılar ve Yetenekliler İçin Geri Çağırma Pratiği: Yeniden Okumak Yerine Hatırlamak

Üstün Zekâlılar ve Yetenekliler İçin Geri Çağırma Pratiği: Yeniden Okumak Yerine Hatırlamak

Bir metni ikinci kez okurken cümleler tanıdık gelir; öğrenci de “Bunu biliyorum” diye düşünebilir. Fakat kitap kapandığında kavramı açıklamak, bir örnek üretmek ya da bilgiyi yeni bir probleme uygulamak zorlaşabilir. Tanıdıklık, bilginin gerektiği anda zihinden çıkarılabildiğini garanti etmez.

Geri çağırma pratiği bu farkı görünür kılar. Öğrenci, yanıtı yeniden görmek yerine önce notlara bakmadan hatırlamaya çalışır; ardından yanıtını güvenilir bir kaynakla karşılaştırır. Bu yaklaşım üstün zekâlılar ve yetenekliler için “daha çok test” anlamına gelmemelidir. Amaç hız sıralaması yapmak ya da kolay bilgiyle vakit doldurmak değil; ileri düzey bir konuda hangi bilginin gerçekten erişilebilir olduğunu görmek ve o bilgiyi düşünme sırasında kullanabilir hâle getirmektir.

Geri çağırma pratiği nedir?

Geri çağırma, daha önce öğrenilen bir bilgiyi ipucu en aza indirilmişken zihinden üretme eylemidir. Boş bir kâğıda hatırlananları yazmak, bir kavramı kitaba bakmadan açıklamak, şema çizmek, kısa yanıtlı bir soruyu çözmek ya da bir örneğin neden kurala uyduğunu söylemek bu kapsamdadır. Soruyu yanıtladıktan sonra kaynağa dönmek ise yeniden çalışma ve geri bildirim aşamasıdır.

Bu nedenle uygulama ile not verilen sınav aynı şey değildir. Sınav çoğunlukla öğrenmeyi ölçer; düşük riskli geri çağırma ise öğrenmenin bir parçası olarak kullanılır. Öğrenci yanılabilir, yanıtını düzeltebilir ve aynı bilgiyi başka bir gün yeniden çağırabilir. Puan baskısı azaldığında etkinliğin odağı performans göstermekten bilgiye erişim yollarını güçlendirmeye kayar.

Araştırmalar ne söylüyor?

Agarwal, Nunes ve Blunt’ın sınıf araştırmalarına ilişkin sistematik incelemesi, yaklaşık 2.000 özeti tarayarak 5.374 öğrencinin yer aldığı 50 deneyi değerlendirdi. İncelemedeki 49 etki büyüklüğünün yüzde 57’si orta ya da büyük düzeyde geri çağırma yararı gösterdi. Bulgular farklı yaşlarda, ders alanlarında, soru biçimlerinde ve geri bildirim zamanlarında genel olarak olumlu olsa da çalışmaların yalnız yüzde 6’sı Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik ülkeler dışındaydı. Yani kanıt güçlü görünürken kültürel kapsamı hâlâ sınırlıdır.

Daha geniş laboratuvar ve eğitim araştırmalarını birleştiren Adesope, Trevisan ve Sundararajan meta-analizi, alıştırma testlerinin yeniden okumadan ve diğer sınamasız koşullardan daha yararlı olduğunu bildirdi. Rowland’ın meta-analitik incelemesi de gecikmeli hatırlamada sınama etkisini destekledi. Bu sonuçlar, “bir kez daha görme” ile “bakmadan üretme” arasında öğrenme açısından önemli bir fark olduğunu gösteriyor.

Ancak bu çalışmaların çoğu özellikle üstün zekâlılar ve yeteneklilerle yürütülmedi. Bu nedenle yöntemin bu grupta farklı ya da daha büyük bir etkisi olduğu söylenemez. Araştırma, genel bir öğrenme ilkesini destekler; üstün yetenekli öğrenciler için yapılacak iş, ilkeyi onların hazırbulunuşluğu ve ileri öğrenme hedefleriyle uyumlu hâle getirmektir.

Ezber değil, soru kalitesi belirleyicidir

Geri çağırma pratiğini yalnız tanım, tarih ve formül sorularına indirgemek, üstün yetenekli öğrenciler için sığ bir alıştırma üretir. Agarwal’ın ortaokul ve üniversite öğrencileriyle yürüttüğü çalışma, olgu sorularının olgu öğrenmesini desteklediğini; üst düzey soruların ise üst düzey öğrenme sonuçları için daha etkili olduğunu gösterdi. Başka bir deyişle, hatırlanması istenen düşünme türü sorunun içinde yer almalıdır.

“Fotosentezin tanımını yaz” bir başlangıç olabilir. Ardından “Işık şiddeti artarken hız neden bir noktadan sonra sabitlenir?”, “Bu grafikte sınırlayıcı değişken hangisidir?” veya “Model hangi koşulda yanlış öngörü üretir?” gibi sorular gerekir. Tarihte öğrenci yalnız olayı sıralamak yerine iki kaynağın açıklamasını karşılaştırabilir; matematikte çözümü hatırlamak yerine hangi ilkenin yeni probleme aktarılacağını gerekçelendirebilir. Böylece geri çağırma, yaratıcılığın karşıtı değil; karmaşık düşünmenin kullanacağı bilgiyi erişilebilir tutan bir araç olur.

Sınıf ve ev için altı adımlı uygulama

  1. Hedefi daraltın: Bir dersin tamamını sorgulamak yerine öğrencinin daha sonra kullanması gereken üç ila beş ana fikir seçin. Zaten otomatikleşmiş bilgiye sürekli dönmek yerine yeni ve anlamlı içeriğe odaklanın.
  2. Kaynağı kısa süre kapatın: Bir ila üç dakika boyunca öğrenci bildiklerini yazar, çizer ya da sesli açıklar. Telefon, kitap ve notlar kapalı kalır. “Bilmiyorum” yanıtı da değerlidir; hangi bağlantının kurulmadığını gösterir.
  3. Olgu ile düşünmeyi eşleştirin: Bir kısa olgu sorusunun yanına açıklama, karşılaştırma, tahmin veya yeni duruma uygulama sorusu ekleyin. Üstün zekâlılar ve yetenekliler için güçlük, daha çok madde değil daha nitelikli akıl yürütme olmalıdır.
  4. Hemen kontrol fırsatı verin: Öğrenci yanıtını ders notu, örnek çözüm ya da öğretmen açıklamasıyla karşılaştırsın. Roediger ve Butler’ın incelemesi, geri çağırmanın geri bildirim olmadan da yararlı olabildiğini; fakat doğru yanıt geri bildiriminin yararı artırdığını bildiriyor.
  5. Düzeltmeyi öğrenciye yaptırın: Yanlış cevabın üzerini kapatıp doğrusunu kopyalamak yerine, “Nerede koptum?”, “Hangi ipucu beni yanıltı?” ve “Doğru açıklamanın dayanağı ne?” sorularıyla kısa bir düzeltme notu yazdırın.
  6. Aynı fikre aralıklarla dönün: Bir soruyu aynı oturumda art arda tekrarlamak yerine ertesi gün, birkaç gün sonra ve sonraki hafta farklı biçimde sorun. Latimier, Peyre ve Ramus’un 29 çalışmayı kapsayan meta-analizi, aralıklı geri çağırmanın toplu uygulamadan daha iyi kalıcılık sağladığını; aralıkların mutlaka giderek uzatılmasının ise üstün olmadığını gösterdi.

Bir haftalık örnek döngü

Pazartesi günü yeni bir kavram öğretildikten sonra öğrenci iki dakikalık “hatırladıklarım” notu yazar. Salı günü bir şema veya neden-sonuç sorusu gelir. Perşembe günü aynı ilke, daha önce görülmemiş bir probleme uygulanır. Ertesi pazartesi öğrenci ilk yanıtıyla yeni yanıtını karşılaştırır ve değişen düşüncesini bir cümleyle açıklar. Her tur kısa tutulur; asıl ders, proje veya araştırma zamanını yutmaz.

Aileler evde “Bugün ne öğrendin?” gibi geniş bir soru yerine “Notlarına bakmadan üç ana fikri söyle”, “Bunlardan hangisini bir örnekle açıklayabilirsin?” ve “Nerede emin değilsin?” diyebilir. Eğitimciler de yanıtları sınıf önünde hız yarışına çevirmeden küçük kartlar, bireysel kâğıtlar veya sessiz düşünme süresi kullanabilir. Yanıt vermede hızlı olmak, uzun süreli öğrenmeyle aynı şey değildir.

Nelerden kaçınmalı?

  • Hazır olmadan sınamak: Öğrenci kavramla anlamlı biçimde karşılaşmadıysa geri çağırma öğretimin yerini tutmaz.
  • Yalnız kolay sorular sormak: Sürekli tanım istemek, ileri düzey akıl yürütmeyi geliştirmez.
  • Hataları puanla cezalandırmak: Öğrenme amacıyla yapılan kısa denemeler yüksek riskli olduğunda öğrenci belirsizliğini saklayabilir.
  • Geri bildirim vermemek: Yanlış ya da eksik yanıtın düzeltilmemesi hatanın sürmesine yol açabilir.
  • Her dersi teste dönüştürmek: Tartışma, deney, okuma, tasarım ve bağımsız araştırma vazgeçilmezdir. Geri çağırma bunların yerine değil, onlarda kullanılacak bilgiyi kalıcılaştırmak için eklenir.

Üstün zekâlılar ve yetenekliler için iyi geri çağırma pratiği, “Bunu zaten biliyor” varsayımını sessizce sınar. Öğrencinin hızını değil, bilgisini açıklama, ilişkilendirme ve yeni durumda kullanma gücünü görünür kılar. Kısa, düşük riskli, geri bildirimli ve aralıklı uygulamalar; öğrenmeyi bir tanıdıklık hissinden, gerektiğinde erişilebilen ve kullanılabilen bilgiye dönüştürebilir.

Kaynaklar

Fotoğraf: Gana’da gerçek bir sınıfta soruyu yanıtlamak için el kaldıran öğrenci, 10 Kasım 2021. Fotoğraf: Bright Kwame Ayisi (Kwameghana) / Wikimedia Commons. CC0 1.0. Görsel 16:9 oranında kırpılmış ve WebP biçimine dönüştürülmüştür. Fotoğraftaki öğrenciler, makalede anılan araştırma örneklemlerinden biri değildir.