Üstün Zekâlılar Enstitüsü Tüm haberler

Hacettepe Araştırması: İki Kere Farklı Çocukların Tanılanmasında Kurumlar Arası Kopukluk Öne Çıktı

Hacettepe Araştırması: İki Kere Farklı Çocukların Tanılanmasında Kurumlar Arası Kopukluk Öne Çıktı

Hacettepe Üniversitesi araştırmacıları Bahar Uyaroğlu ve Nilgün Metin’in iki kere farklı çocukların tanılanmasını inceleyen yeni çalışması, Gifted Child Today dergisinde 28 Eylül 2026’da çevrim içi yayımlandı. Araştırma, üstün yetenek ile bir gelişimsel, öğrenme ya da işlevsel güçlüğün aynı çocukta bulunduğu 2e profillerinin neden zamanında ve doğru biçimde fark edilemeyebildiğine aile ve öğretmen görüşmeleri üzerinden bakıyor.

Çalışma, üç çocuk vakasının çevresindeki sekiz katılımcıyla yürütüldü: üç anne, üç baba ve çocukların gelişimsel ve eğitimsel bağlamlarında doğrudan yer alan iki öğretmen. Araştırmacılar görüşmeleri tematik olarak çözümledi. Sonuçlar üç bağlantılı başlıkta toplandı: aile ile kurumların çocuğu farklı algılaması, tanısal açıklık ve uzmanlar arası uzlaşı eksikliği, ailelerin taşıdığı duygusal ve bürokratik yük.

İki kere farklılık neyi anlatıyor?

İki kere farklılık veya 2e, tek başına bir tıbbi tanı değil. Terim; üstün zekâlılar ve yetenekliler arasında yüksek potansiyelin, öğrenme güçlüğü, dikkat düzenleme sorunu, otizm ya da başka bir destek gereksinimiyle birlikte bulunduğu eğitimsel profilleri anlatmak için kullanılıyor. Güçlü yönler bir güçlüğü telafi ederek görünmez kılabilir; güçlükler de çocuğun yeteneğini ölçümlere, notlara veya sınıf ürünlerine tam olarak yansıtmasını engelleyebilir.

Yeni çalışma, bu bilinen maskeleme sorununa kurumlar arası süreç açısından yaklaşıyor. Bir çocuğun evde gösterdiği güçlü yönler ve zorlanmalar okulda aynı biçimde görülmeyebilir. Sağlık ve eğitim uzmanları da farklı ölçütlere, gözlem ortamlarına veya mesleki dillere dayanabilir. Böyle bir uyumsuzlukta aile, aynı öyküyü tekrar tekrar anlatmak ve parçalı değerlendirmeleri bir araya getirmek zorunda kalabilir.

Üç tema ne söylüyor?

İlk tema, ebeveynlerin algılarıyla kurumsal değerlendirmelerin hizalanmaması. Ailenin uzun süre ve farklı koşullarda gözlediği çocuk ile okul ya da klinikte kısa bir kesitte görülen performans aynı tabloyu vermeyebilir. Araştırmanın çerçevesi, bu farkın taraflardan birinin mutlaka yanlış olduğu anlamına gelmediğini; değerlendirmenin bağlama duyarlı ve çok kaynaklı kurulması gerektiğini düşündürüyor.

İkinci tema, tanısal açıklık ve mesleki uzlaşı eksikliği. 2e profillerinde yüksek yetenek ile güçlük birbirini örtebildiği için tek bir toplam puan veya tek bir uzmanın gözlemi karmaşık örüntüyü kaçırabilir. Yazarlar, daha esnek ve iş birliğine dayalı değerlendirme uygulamalarına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Üçüncü tema ise sürecin aileler üzerindeki duygusal ve bürokratik yükü. Çocuğun hem güçlü yönünü hem destek ihtiyacını aynı anda anlatmaya çalışmak; farklı kurumlar arasında bilgi taşımak ve çelişkili görüşlerle ilerlemek aileleri yorabiliyor. Çalışmanın işaret ettiği sorun yalnız hangi testin kullanılacağı değil, değerlendirme sürecinin nasıl koordine edildiği.

Bulgular neyi kanıtlamıyor?

Araştırma küçük ve nitel bir çalışma. Üç vaka ile sekiz yetişkinin görüşmeleri, bütün iki kere farklı çocukları veya Türkiye’deki tüm tanılama sistemini temsil etmiyor. Bulgular belirli sorunların toplumda ne sıklıkta yaşandığını ölçmüyor; bir kurum uygulamasının diğerine neden olduğunu da göstermiyor. Çalışmanın değeri, genellenebilir oran üretmekten çok, daha büyük araştırmalarda ve uygulama geliştirmede sınanabilecek süreç sorunlarını ayrıntılı biçimde görünür kılması.

Makaledeki görüşme verileri etik ve gizlilik gerekçeleriyle kamuya açık değil. Bu da haberin, yayımlanan özet ve makale künyesinde açıklanan yöntem ile bulgularla sınırlı tutulmasını gerektiriyor.

Okullar ve aileler için uygulanabilir çıkarım

Yeni araştırmanın en doğrudan mesajı, tanılama kararını tek bir görüşmeye veya tek bir puana bağlamamak. Okullar; öğrencinin güçlü olduğu alanları, zorlandığı görevleri ve desteğe verdiği yanıtı farklı derslerde belgeleyebilir. Aileler de yalnız sıfat listesi yerine tarih, görev, koşul, verilen destek ve sonuçtan oluşan kısa örnekler toplayabilir.

Değerlendirme ekibinde öğretmen, aile, psikolojik danışman ve ilgili sağlık uzmanlarının aynı sorular etrafında buluşması yararlı olabilir: Çocuk hangi koşulda kapasitesini gösteriyor? Hangi güçlük performansı gölgeliyor? Yüksek düzeyde öğrenme fırsatı korunurken erişim desteği nasıl sağlanacak? Bulgular, bu iletişimin rastlantıya bırakılmaması ve aileye süreci tek başına koordine etme yükü verilmemesi gerektiğine işaret ediyor.

Üstün zekâlılar ve yetenekliler eğitiminde amaç, çocuğu yalnız güçlü ya da yalnız zorlanan bir kategoriye yerleştirmek değil. Yeni Hacettepe çalışması, iki gerçeği aynı değerlendirme planında tutabilmek için kurumlar arası ortak dilin, bağlama duyarlı gözlemin ve aile katılımının önemini gündeme taşıyor.

Kaynaklar

Fotoğraf: Araştırmacıların bağlı olduğu Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünün bulunduğu Sıhhiye Yerleşkesi. Fotoğraf: Görkem Yavuz (Gargarapalvin) / Wikimedia Commons, 26 Ocak 2023; CC BY 4.0. Görsel 16:9 oranında kırpılmış ve WebP biçimine dönüştürülmüştür.